ŞAM YÖNETİMİNİN DAYATMALARI ENTEGRASYON SÜRECİNİ TIKIYOR
Şam yönetiminin Kürtçe eğitim, QSD’nin entegrasyonu, YPJ’nin statüsü, yerinden edilenlerin geri dönüşü ve Kobanê’nin güvenliğinin sağlanması gibi temel başlıklardaki dayatmacı tutumu, Rojava-Şam arasındaki entegrasyon sürecinin ilerlemesini engelliyor.
Rojava ile Şam arasındaki görüşmeler sürerken sahadaki gelişmeler de sürece ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Serêkaniyê’ye yedi yıl aradan sonra dönen ilk kafileye yönelik saldırı ve Qamişlo’da iki savaşçının yaşamını yitirmesi, entegrasyon sürecinde ciddi tıkanıklıklar yaşandığını ortaya koydu.
29 Ocak’ta Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile Şam’daki Heyet Tehrir El Şam (HTŞ) yönetimi arasında imzalanan anlaşmada ateşkesin uygulanması, Özerk Yönetim yapılarının korunarak merkezi sisteme dahil edilmesi, işgal bölgelerinden zorla göç ettirilenlerin güvenli biçimde geri dönüşlerinin sağlanması, Kürtlerin dil ve kimlik haklarının tanınması ve güvenlik yapısının yeniden düzenlenmesi gibi başlıklar yer aldı.
Ancak geçen altı ayı aşkın süreye rağmen özellikle anadilde eğitim, yerinden edilenlerin geri dönüşü ve YPJ’nin statüsü konularında ilerleme sağlanamadı. Şam yönetiminin Kürtlerin temel taleplerini kabul etmek yerine merkeziyetçi ve tekçi yaklaşımını sürdürmesi, anlaşmanın uygulanmasının önündeki temel engeller arasında bulunuyor.
QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ehmed’in 4 Ağustos’ta Şam’da Geçici Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile yaptığı görüşmede de bu başlıklar ele alındı.
KÜRTÇE EĞİTİMDE SINIRLI YUMUŞAMA
Kürtçe eğitim ve Kürt dilinin statüsü görüşmelerin temel başlıklarından biri oldu. Şam yönetimi Kürtçenin yalnızca iki saatlik seçmeli ders olarak okutulmasını önerirken, Rojava heyeti bu öneriyi kabul etmedi. Konuya ilişkin görüşmelerin Eğitim Bakanlığı ile sürdürülmesi bekleniyor. Şam yönetiminin önceki görüşmelere kıyasla bu konuda sınırlı bir yumuşama gösterdiği belirtiliyor.
KOBANÊ’DE GÜVENLİK ANLAŞMAZLIĞI
Entegrasyon sürecinin önemli sorunlarından biri de Kobanê’nin güvenliğinin kim tarafından sağlanacağı. Kobanê’de güvenlik Kürt güçlerinin kontrolünde bulunurken, Şam güçleri Şêxler, Çelebiyê ve Sirrin’de konuşlanmış durumda. Şam yönetiminin güçlerini Kobanê’ye yerleştirmek istediği, ancak QSD’nin bu talebe karşı çıktığı belirtiliyor.
QSD SAVAŞÇILARININ SAYISI TARTIŞMA KONUSU
QSD savaşçılarının entegrasyona nasıl dahil edileceği de taraflar arasındaki anlaşmazlık başlıklarından biri. Şam yönetimi savaşçıları dört tugay altında birleştirerek sayıyı sınırlandırmak istiyor. Bu yaklaşımın Kürt savunma güçlerinin kapasitesini azaltmaya yönelik olduğu değerlendiriliyor.
QSD’nin Cizirê Bölgesi’nde üç, Kobanê’de ise bir tugayı bulunuyor. Şam yönetimi her tugaydaki savaşçı sayısını bin 300 ile sınırlandırmayı ve geri kalan savaşçıları “fazla” kabul ederek dağıtmayı istiyor. QSD ise tüm savaşçılarının entegrasyon sürecine dahil edilmesi konusunda ısrar ediyor.
YPJ’NİN STATÜSÜ BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR
YPJ’nin statüsü de sürecin en önemli tartışma başlıklarından biri. HTŞ yönetiminin Aralık 2024’te iktidarı ele geçirmesinin ardından kadın savaşçıların ayrı bir güç olarak tanınmasına karşı çıktığı ve YPJ’nin dağıtılması yönünde girişimlerde bulunduğu belirtiliyor.
MSD Genel İlişkiler Ofisi Eşbaşkanı Hassan Mohamed Ali’nin aktardığı bilgilere göre, Şam’daki son görüşmede YPJ’nin statüsü de ele alındı. YPJ’nin Suriye ordusuna bağlı bir güç olarak değil, İçişleri Bakanlığı bünyesinde “anti terör gücü” olarak varlığını sürdürmesi önerisi gündeme geldi. Konunun YPJ ile İçişleri Bakanlığı arasında yapılması beklenen görüşmede netleştirilmesi bekleniyor.
KÜRTLER ULUSLARARASI TEMSİLİYET TALEP EDİYOR
Kürtler, Suriye’nin uluslararası alandaki temsilinde de söz sahibi olmak istiyor. Rojava heyetinin son görüşmede, Kürtlerin konsolosluk ve büyükelçiliklerde temsil edilmesi gerektiğini gündeme getirdiği belirtiliyor.
Suriye Savunma Bakan Yardımcısı, 60. Tümen Komutan Yardımcısı ve Hesekê Valiliği ile bazı müdürlükler dışında Kürtlerin üst düzey görevlerde yeterince temsil edilmediği ifade ediliyor. Kürtlerin Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olması gereken halklardan biri olduğu belirtilerek devletin üst kademelerinde temsil edilmeleri talep ediliyor. Şam yönetiminin ise bu kapsamda Kürtlerden isim listesi istediği aktarılıyor.
EFRÎN’E GERİ DÖNÜŞLERDE SORUNLAR SÜRÜYOR
Yerinden edilenlerin geri dönüşü, entegrasyon anlaşmasının en önemli sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Anlaşmanın 14’üncü maddesinde Efrîn, Şêxmeqsûd ve Serêkaniyê’de yerinden edilenlerin şehir ve köylerine dönüşlerinin sağlanması ve bu bölgelerdeki sivil yönetimlerde yerel yöneticilerin atanması öngörülüyor.
Bu kapsamda ilk adım 2018 yılında Türk devleti ve desteklediği silahlı gruplar tarafından işgal edilen Efrîn için atıldı. Yaklaşık 400 aileden oluşan ve 2 bin kişiyi kapsayan ilk konvoy 9 Mart’ta yola çıkarak Mabeta, Şiyê ve Cindirês’teki evlerine yerleşti. Son konvoy ise 21 Mayıs’ta Qamişlo’dan hareket etti.
Geri dönüş sürecinin tamamlanmasıyla yaklaşık 11 bin aile sekiz yılın ardından Efrîn’e döndü. Ancak dönen aileler çok sayıda sorunla karşı karşıya kaldı.
EFRÎN’DE EVLERİN BOŞALTILMASI SORUNU
Sorunların başında, Türk devletine bağlı Emzat, Hamzat ve Sultan Murad adlı silahlı gruplardan doğrudan emir aldığı belirtilen kişilerin, yerinden edilenlerin evlerini boşaltmaması geliyor.
Efrîn merkez ile Mabeta, Şiyê, Cindirês ve Bilbil ilçelerine dışarıdan yaklaşık 5 bin Arap mensubu silahlı grup üyesinin ailesinin yerleştirildiği belirtiliyor. Bu kişilerin bir bölümünün evleri boşaltmayı reddettiği, evlerini boşaltanların ise bazı evleri yıkarak eşyalarını beraberlerinde götürdüğü aktarılıyor.
TÜRKİYE’NİN ASKERİ VARLIĞI SÜRÜYOR
Türk devletinin Efrîn’in bazı bölgeleri ve köylerindeki askeri varlığı da devam ediyor. Parsê Tepesi, Guz Tepesi, Bîlelko ve Kefir Cenê bölgeleri ile Bilbil ilçesine bağlı Şêxûrzê ve Raco’ya bağlı Dewrîş köyünde askeri üslerin bulunduğu belirtiliyor. Türk devletinin yalnızca üç köyden çekildiği aktarılırken, Efrîn’in güvenliği geçici Şam hükümetinin kontrolünde bulunuyor.
GERİ DÖNENLER TARIM ARAZİLERİNİ İŞLETEMİYOR
Efrîn’e dönenlerin ekonomik sorunları da devam ediyor. Birkaç aylık maddi desteğe rağmen halkın büyük bölümünün tarım arazilerini işletecek imkan veya ekipmana sahip olmadığı belirtiliyor. Silahlı grupların faaliyetleri de bu konuda önemli bir sorun oluşturuyor.
Geçtiğimiz ay beş, iki hafta önce ise iki yurttaşın tarlalarına gittikleri sırada “kimliği belirsiz kişiler” tarafından öldürüldüğü aktarılıyor. Efrîn’de güvenliğin tam olarak sağlanamadığı belirtilirken çocukların da anadillerinde, yani Kürtçe eğitim alamadığı ifade ediliyor.
SERÊKANİYÊ’YE DÖNEN İLK KAFİLE SALDIRIYA UĞRADI
Serêkaniyê’ye dönen halk da geri dönüşün ilk aşamasında engellerle karşılaştı. 10 Ağustos’ta Kürt, Arap ve Hristiyanlardan oluşan 410 ailelik ilk kafile yola çıktı. Köy ve kırsal bölgelerden gelen ailelerin yer aldığı kafilede yaklaşık 2 bin 500 kişi bulunuyordu.
Kafile şehir merkezine ulaştığında silahlı kişilerin saldırısına uğradı. Edinilen bilgilere göre saldırıya maruz kalanlar yaklaşık 40 aileden oluşan Kürtlerdi. Can güvenliklerinden endişe eden yurttaşlar saldırının ardından Qamişlo ve Hesekê’ye geri döndü.
SERÊKANİYÊLİLER GÜVENLİK TALEP EDİYOR
Serêkaniyêli Göçmenler Komitesi Sorumlusu Avukat Ciwan Îso, yaklaşık 100 bin kişinin halen göçmen konumunda olduğunu belirtti. Îso, anlaşmaya göre silahlı grupların evleri boşaltması ve güvenliğin sağlanmasının ardından halkın topraklarına dönmesi gerektiğini ifade etti.
Son saldırının bu koşulların henüz oluşturulmadığını gösterdiğini belirten Îso, olayın halk arasında büyük korkuya yol açtığını ve gerekli şartlar sağlanıncaya kadar geri dönüşleri askıya aldıklarını söyledi.
Îso, “Şam’daki geçici hükümet, Özerk Yönetim ve Hesekê Valiliği güvenliği sağlamalı, sorumluluğunu yerine getirmeli” dedi.
Share this content:



Yorum gönder