TEMELLİ: SURİYE’DE TARAFLARIN MÜZAKERE HAKKINA SAYGI GÖSTERİLMELİ
DEM Parti Meclis Grup Başkanvekili Sezai Temelli, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye ve Kürt meselesine dair açıklamalarına yanıt verdi. Temelli, Bahçeli’nin savaş ve çatışmayı öne çıkaran söylemlerini eleştirerek, çözümün yalnızca askeri yöntemlerle sağlanamayacağını; esas yolun müzakere ve diyalogdan geçtiğini vurguladı.
Temelli, Türkiye’de yürütülmeye çalışılan çözüm süreci ile Suriye’ye yönelik politikalar arasındaki yaklaşım farkına dikkat çekti. Suriye’de Kürtlerin yok sayılmasına dayalı tekçi ve güvenlikçi anlayışın, geçmişten gelen siyasetin devamı niteliğinde olduğunu belirten Temelli, kalıcı barışın ancak hukuki eşitlik, eşit yurttaşlık ve demokratik bir siyasal zemin üzerinde inşa edilebileceğini ifade etti. Ayrıca Önder Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli manifestosuna da atıf yaparak, barışın yalnızca silahların susturulmasıyla sınırlı olamayacağını, demokratik bir toplum perspektifiyle ele alınması gerektiğini belirtti.
Suriye Hala Eski Yaklaşımlarla Ele Alınıyor
Temelli, Kürt meselesinin çözüm sürecini değerlendirirken, Türkiye’nin dış politikasının sürecin seyrini doğrudan etkilediğini ifade etti. “Kürt meselesi yalnızca Türkiye’nin sınırları içinde ele alınacak bir konu değildir; bölgesel ve küresel boyutlarıyla değerlendirilmelidir” diyen Temelli, Suriye’ye yönelik politikaların hâlâ geçmişin güvenlikçi mantığıyla şekillendiğini söyledi. Temelli, sürecin mevcut durumunu şu sözlerle özetledi:
“Kürt meselesinin demokratik çözümü yönünde bir süreç yürütülüyor. Önemli yol göstericilerden biri de Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat manifestosudur. Süreç arzu edilen hızda ilerlemiyor; bazı sorunlar yaşanıyor. Ancak sürecin başlangıcına göre kaydedilen ilerlemeler var ve önümüzdeki dönemde gelişmelerin devam etmesi bekleniyor. Kürt meselesi bölgesel bir mesele; Suriye, Irak, İran ve Türkiye’deki gelişmeler birlikte değerlendirilmelidir. Tek bir yöntemin veya takvimin her yerde işlemesi mümkün olmasa da mesele bütüncül bir bakışla ele alınmalıdır.”
Taraflardan Birini Yok Saymak Çözüm Getirmez
Bahçeli’nin açıklamalarına yanıt veren Temelli, savaş ve çatışmayı ön plana çıkaran söylemleri eleştirerek, çözümün askeri yöntemlerde değil diyalog ve müzakerede olduğunu vurguladı. Temelli, hem Türkiye hem de Suriye’de sürecin yürütülmesi gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
“Savaş dilinin sürdürülmesi çözüm üretmez. En etkili yol, müzakere ve diyaloğu esas almaktır. Türkiye’de yürütülen müzakere süreci ne kadar önemliyse, Suriye’de de tarafların müzakere hakkına saygı gösterilmesi bir o kadar önemlidir. Taraflardan birini yok sayarak ve tekçi bir anlayışla eski sorunları tekrar etmek çözüm değildir.”
İran’da Halk Özgürlük ve Adalet Talep Ediyor
Temelli, Ortadoğu’daki siyasal krizleri değerlendirirken, özellikle İran’daki baskıcı rejime dikkat çekti. İran’da Kürtler ve diğer halkların uzun yıllardır haklarının ihlal edildiğini belirten Temelli, devam eden idamlar ve baskı politikalarının krizi derinleştirdiğini söyledi. Temelli, demokratik ulus yaklaşımının dört parça Kürdistan’da da çatışma ve gerilimin sona ermesinin yolunu açacağını ifade etti.
“İran’da da halk özgürlük, ekmek ve adalet istiyor. Bu haklı taleplerin örgütlü bir şekilde dile getirilmesi kritik önem taşıyor. Baskıcı rejimin mevcut anlayışıyla yoluna devam etmesi artık sürdürülebilir değil; demokratik ulus anlayışıyla bir dönüşüm kaçınılmazdır.”
Eşitsizlik ve Hak İhlalleri Çözülmeden Barış Mümkün Değil
Temelli, barışın kalıcı olabilmesi için eşit yurttaşlık, hukuk ve demokratik siyasi zeminin şart olduğunu belirtti. Sadece çatışmaların sona ermesiyle barışın sağlanamayacağını, eşitsizlik ve hak ihlallerinin çözülmeden gerçek bir barışın mümkün olmadığını vurguladı.
“Herkes barış istiyor, ancak barış hukuki eşitlik ve eşit yurttaşlık temelinde yükselirse kalıcı olur. Eksik vatandaşlık, ötekileştirme veya hakların yok sayılmasıyla kurulan bir barış toplumsal temelden yoksundur ve çatışma riski devam eder. Önemli olan nedenleri çözmektir; 27 Şubat manifestosunda da bu vurgulanmıştır. Barış, sadece silahın susması değil, aynı zamanda demokratik bir toplumun inşasıdır.”
Temelli, Türkiye ve bölgedeki siyaset aktörlerinin bu perspektifi benimsemesi halinde kalıcı barışın mümkün olabileceğini belirtti.
Share this content:



Yorum gönder