“ÇÖZÜM, ANAYASAL GÜVENCE VE KÜRTLERLE STRATEJİK ORTAKLIKTIR”

“ÇÖZÜM, ANAYASAL GÜVENCE VE KÜRTLERLE STRATEJİK ORTAKLIKTIR”

DEM Parti Milletvekili Sinan Çiftyürek, Kürt sorununun çözümünün tekçi anayasa anlayışının değiştirilmesi, anadilde eğitim hakkının tanınması ve Ortadoğu’da Kürtlerle stratejik bir ittifak kurulmasından geçtiğini vurguladı.

“Demokratik Toplum ve Barış” süreci kapsamında Meclis’te yürütülen dinleme ve raporlama aşamaları sürerken, süreci değerlendiren Çiftyürek, AKP, MHP ve CHP tarafından sunulan raporların gerçek bir çözüm perspektifi taşımadığını söyledi. Sorunun özünün anayasal tanınma ve bölgesel iş birliği olduğunu belirten Çiftyürek, mevcut yaklaşımların çözümsüzlüğü yeniden ürettiğini ifade etti.

“Raporlar sorunun adını bile koymuyor”

Sürecin ilk aşamasında akademisyenlerin, uzmanların ve farklı toplumsal kesimlerin dinlendiğini hatırlatan Çiftyürek, Abdullah Öcalan’ın da görüşlerinin alınmasının ardından partilerin çözüm raporlarını sunduğunu belirtti. Ancak hazırlanan metinlerin yeni bir şey söylemediğini vurgulayan Çiftyürek, “Kürt meselesi demekten kaçınan bir zihniyetin yazdığı yüzlerce sayfa çözüm üretmez. Anayasa’nın 66. maddesindeki tekçi vatandaşlık tanımı ve 42. maddesindeki anadilde eğitim yasağı korunuyorsa, geri kalan tüm ifadeler anlamsızdır. Kürtler anayasal olarak tanınmadığı sürece gerçek bir çözüme ulaşılamaz” dedi.

Barışın toplumsallaşması için devletin daha net ve sorumlu adımlar atması gerektiğini söyleyen Çiftyürek, DEM Parti’nin süreci mitingler ve halk toplantılarıyla birlikte yürüttüğünü, toplumun devletten somut irade beklediğini kaydetti. “Devlet, Kürtlerin varlığını açıkça tanıyıp bunu Anayasa’ya yansıtmazsa, ‘Çocuklar ölmesin’ sözü bir temenniden öteye geçmez” uyarısında bulundu.

Anadilde eğitim ve hukuki tanınma

Kürt halkının taleplerinin yıllardır aynı olduğunu ifade eden Çiftyürek, sorunun nüfusla değil varlığın kabulüyle ilgili olduğunu vurguladı. “Kürt halkının anayasal güvence altına alınması şarttır. Kürtçenin yalnızca serbest bir dil olarak görülmesi yeterli değildir; eğitim dili olması ve kamusal alanda resmi statü kazanması gerekir” dedi.

Binlerce siyasetçi, akademisyen ve aydının cezaevinde olmasının temel nedeninin Kürt sorunu olduğunu dile getiren Çiftyürek, ilk adım olarak Terörle Mücadele Yasası’nın değiştirilmesi, kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi ve siyasi yasakların kaldırılması gerektiğini belirtti. “Bunlar çözüm değil, yaşanan tahribatın onarılmasıdır” diye konuştu.

“Kürtlerle ittifak olmadan bölgesel güç olunamaz”

Bölgesel politikalarda Kürtleri dışlayan yaklaşımı eleştiren Çiftyürek, Türkiye’nin Ortadoğu’da etkin bir aktör olmasının yolunun Kürtlerle stratejik ortaklıktan geçtiğini söyledi. “Kürtleri tehdit olarak görmek Türkiye’yi çıkmaza sürüklüyor. Bin yıldır birlikte yaşayan halklarla düşmanlık değil, ortaklık kurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Rojava’ya yönelik güvenlik merkezli politikasını da eleştiren Çiftyürek, Dışişleri Bakanı, MİT ve Genelkurmay Başkanı’nın Şam ziyaretini bu çerçevede değerlendirdi. “Çözüm, tehdit diliyle değil; ortak tarih, kardeşlik ve birlikte büyüme anlayışıyla mümkündür. Kürtler ve Türkler için gerçek devlet aklı budur” dedi.

Share this content:

Yorum gönder