KARAYILAN: ARTIK TOP TÜRKİYE DEVLETİNİN TARAFINDADIR

KARAYILAN: ARTIK TOP TÜRKİYE DEVLETİNİN TARAFINDADIR

Halk Savunma Merkezi (HSM) Komutanlık üyesi Murat Karayılan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin attığı son adımlarla birlikte inisiyatifin artık Türkiye devletine geçtiğini belirterek, “Bakalım artık onlar topu nasıl kullanacak” dedi. Karayılan, devletin sürece ilişkin adım atmamak için öne sürebileceği gerekçelerin de ortadan kalktığını ifade etti.

Stêrk TV’ye kapsamlı bir röportaj veren Karayılan; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim Uluslararası Komplosu’nun 28’inci yıl dönümünü, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin mevcut aşamasını, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin son dönemde gerçekleştirdiği adımları ve Türkiye devletinin sürece yaklaşımını değerlendirdi.

Uluslararası Komplo’ya tepki gösteren Karayılan, “Güneşimizi Karartamazsınız” sloganıyla bedenlerini ateşe verenleri andı. Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yıl dönümüne de değinen Karayılan, saldırıda yaşamını yitiren 103 kişiyi andı.

‘KOMPLO, KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNÜ ENGELLEMEYİ AMAÇLADI’

Uluslararası Komplo’nun temel hedeflerinden birinin Kürt sorununun siyasi çözümünün önünü kapatmak olduğunu söyleyen Karayılan, Abdullah Öcalan’ın 1 Eylül 1998’de tek taraflı ateşkes ilan ederek siyasi çözüm arayışıyla Avrupa’ya yöneldiğini hatırlattı. Karayılan, Öcalan’ın amacının savaşı büyütmek değil, çatışmaları durdurmak olduğunu belirtti.

Yunanistan’da yaşanan sorunların ardından Öcalan’ın Rusya’ya, oradan da İtalya’nın başkenti Roma’ya geçtiğini aktaran Karayılan, Öcalan’ın Roma’da siyasi çözüm programını basın aracılığıyla kamuoyuna duyurduğunu ifade etti.

O dönemde İtalya Başbakanı olan Massimo D’Alema’nın çözüm için çaba gösterdiğini ve çeşitli Avrupa ülkeleriyle temaslarda bulunduğunu belirten Karayılan, D’Alema’nın bu girişimlerinden vazgeçmesi yönünde uyarıldığını söyledi. Karayılan, Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder’in de sürece olumlu yaklaşmadığını, bunun ABD ve İngiltere’nin müdahaleleriyle bağlantılı olabileceğini öne sürdü.

‘BU DURUMU YALNIZCA ÖNDER APO ANLADI’

Uluslararası güçlerin birlikte hareket ederek Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etmeyi planladığını savunan Karayılan, bu planın Kürtler ile Türk devleti arasında uzun yıllar sürecek bir savaşın önünü açmayı amaçladığını ileri sürdü.

Karayılan, dönemin Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit’in, ABD’nin Öcalan’ı Türkiye’ye neden teslim ettiğini anlayamadığı yönündeki sözlerini hatırlattı. Ecevit’in daha sonra Öcalan’ın idam edilmesine karşı tutum aldığını belirten Karayılan, buna rağmen Türkiye’nin genel olarak komplonun arka planını kavrayamadığını söyledi.

Kürdistan Özgürlük Hareketi yönetiminin de başlangıçta gelişmeleri doğru değerlendiremediğini ve savaşı yoğunlaştırdığını ifade eden Karayılan, durumu doğru anlayan tek kişinin Abdullah Öcalan olduğunu belirtti.

Karayılan’ın aktardığına göre Öcalan, 1999 yılının nisan ayının sonlarında avukatı Mahmut Şakar aracılığıyla harekete mesaj gönderdi. Resmî olmayan yollarla Doğu Kürdistan’a geçen Şakar, Öcalan’ın savaşın yükseltilmesinin yanlış olduğu, bunun bir tuzak niteliği taşıdığı ve çatışmaların durdurulması gerektiği yönündeki görüşlerini iletti. Karayılan, iki gün boyunca Öcalan’ın düşüncelerini anlamaya çalıştıklarını söyledi.

‘KOMPLO TÜM KÜRT HALKINI HEDEF ALDI’

Bir süre daha çatışmaların devam ettiğini, ancak daha sonra diyalog ve görüşmeler sonucunda Öcalan’ın yaklaşımını daha iyi anladıklarını belirten Karayılan, 2 Ağustos 1999’da Öcalan’ın çağrısıyla savaşın durdurulduğunu ifade etti. Karayılan, sonraki beş yıl boyunca tek bir merminin bile patlamadığını söyledi.

Bu adımla Kürtler ile Türkleri karşı karşıya getirmeyi amaçladığını savunduğu uluslararası planın boşa çıkarıldığını belirten Karayılan, komplonun yalnızca Abdullah Öcalan’ı ve PKK’yi hedef almadığını ileri sürdü. Karayılan’a göre komplonun temel amaçlarından biri Öcalan’ı ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek, diğer önemli hedefi ise Kürt hareketini Ortadoğu’da zayıflatmaktı.

Karayılan, bazı siyasetçilerin komplonun yalnızca Öcalan ve PKK’ye karşı geliştirildiğini düşündüğünü, ancak kendisinin bu girişimin Öcalan şahsında bütün Kürt halkını ve bölge halklarını hedef aldığını savundu.

‘ULUSLARARASI KOMPLO HALA DEVAM EDİYOR’

Komplonun temelinde Kürt halkını zayıflatma ve siyasi gelişmelerin gerisinde bırakma politikasının bulunduğunu söyleyen Karayılan, bu yaklaşımın günümüzde de sürdüğünü ileri sürdü.

Karayılan, 5 Ocak 2026’da Paris’te gerçekleştirilen bir toplantıda alınan kararların ardından 6 Ocak’ta Halep’te QSD’ye yönelik saldırıların başladığını belirtti. Abdullah Öcalan’ın bu saldırıları ikinci bir komplo olarak değerlendirdiğini aktaran Karayılan, kendilerinin de aynı sonuca vardıklarını söyledi.

QSD’ye Suriye’de belirleyici bir rol verilmek istenmediğini savunan Karayılan, saldırıların QSD’yi zorla kurulmak istenen sisteme entegre etme amacı taşıdığını öne sürdü. Bunun devletler arası bir plan çerçevesinde yürütüldüğünü iddia etti.

Karayılan, benzer bir yaklaşımın Doğu Kürdistan’da da görüldüğünü, Kürtlerin öncü konumda olmasının istenmediğini ve siyasi süreçlerde geri plana itildiklerini savundu. Güney Kürdistan’daki güçlerin geri çekilmesini de Kürtlerin bölgesel siyasette başat aktör olmasının engellenmesine yönelik politikanın bir parçası olarak değerlendirdi.

Uluslararası Komplo’nun Kürtleri sürekli geri plana itme ve siyasi süreçlerde etkisiz bırakma anlayışıyla bugüne kadar devam ettiğini söyleyen Karayılan, komplonun Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni tamamen tasfiye etme hedefinin başarıya ulaşmadığını belirtti.

Karayılan, komplonun büyük ölçüde boşa çıkarıldığını ancak sona ermediğini savunarak, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşmadığı sürece uluslararası komplonun devam edeceğini ifade etti.

Share this content:

Yorum gönder