KARASU: ÖNDERLİĞİN ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLANDIĞINDA ULUSLARARASI KOMPLO TÜMDEN BOŞA ÇIKARILACAKTIR

KARASU: ÖNDERLİĞİN ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLANDIĞINDA ULUSLARARASI KOMPLO TÜMDEN BOŞA ÇIKARILACAKTIR

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik Uluslararası Komplo’nun temel hedefinin Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek olduğunu belirterek, “Önderliğimizin özgürlüğü sağlandığında komplo tümden boşa çıkarılacaktır” dedi. Karasu, devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecinin ilerleyebilmesi için Öcalan’ın daha etkin rol alabilmesinin ve demokratikleşmeyi sağlayacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesinin gerektiğini söyledi.

Medya Haber’de yayınlanan özel programda Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendiren Karasu, Uluslararası Komplo’nun 1998 yılında Öcalan’ı hedef alarak Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmeyi amaçladığını savundu. Karasu, komploya karşı Kürt halkı ve hareketin uzun yıllar boyunca mücadele yürüttüğünü belirterek, Öcalan’ın özgürlüğü temelinde sürdürülen mücadelenin komployun hedeflerini önemli ölçüde boşa çıkardığını ifade etti.

Karasu, Ekim ayında yaşamını yitiren Gurbetelli Ersöz, Nagihan Akarsel ve Bêrîtan’ı da anarak, üç ismin Kürt Özgürlük Hareketi içerisindeki çalışmalarına dikkat çekti. Gurbetelli Ersöz’ün basın çalışmalarında önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Karasu, Ersöz’ün hareket basınının şekillenmesinde öncü bir rol oynadığını söyledi. Nagihan Akarsel’in ise gazeteciliğin yanı sıra jineoloji ve kadın özgürlük çalışmaları açısından önemli katkılar sunduğunu belirtti. Bêrîtan’ın kadın özgürlük çizgisinin sembollerinden biri olduğunu ifade eden Karasu, üç ismi saygı ve minnetle andı.

“KOMPLO ÖCALAN’IN ÖNDERLİĞİNDEKİ MÜCADELEYİ HEDEFLEDİ”

Uluslararası Komplo’nun neden gerçekleştirildiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karasu, komployun yalnızca Türkiye’nin girişimi olmadığını, ABD ve İsrail’in başat rol oynadığını, Avrupa’nın da sürece dahil olduğunu ileri sürdü. Karasu’ya göre Öcalan’ın Ortadoğu’da halkların kardeşliğine ve Kürt sorununun demokratik çözümüne dayalı bir düzen arayışı, bölgedeki mevcut güç dengeleri açısından tehdit olarak görüldü.

Karasu, Kürt sorununun çözümsüzlüğünün Ortadoğu’daki farklı devletlerin birbirlerine ve dış güçlere bağımlılığını artırdığını savunarak, demokratik çözümün bu zemini değiştirebileceğini söyledi. Öcalan’ın hedef alınmasının nedenini de bu siyasi yaklaşım üzerinden açıklayan Karasu, komployla Kürt halkının iradesinin ve Özgürlük Hareketi’nin etkisinin kırılmasının amaçlandığını ifade etti.

Karasu, komploya karşı halkın ve hareketin Öcalan’a sahip çıktığını belirterek, “Önderliğimizin özgürlüğü temelinde mücadeleyi yürüttük” dedi. Komplonun hedeflerinin önemli ölçüde gerçekleşmediğini savunan Karasu, ancak Öcalan’ın hâlâ özgür olmamasının mücadelenin devam etmesini gerektirdiğini söyledi.

Karasu, “Önder Apo’nun özgürlüğü sağlandığında komplo tümden boşa çıkarılacaktır. Bugüne kadar bunun mücadelesini yürüttük. Bundan sonra da bu mücadeleyi yürüteceğiz” ifadelerini kullandı. Komploya ilişkin bilincin canlı tutulmasının Kürt sorununun, Kürt halkının gerçekliğinin ve çözüm yöntemlerinin anlaşılması açısından önemli olduğunu belirtti.

“KOMPLOCU ZİHNİYET HALEN DEVAM EDİYOR”

Uluslararası Komplo’nun hedeflerinin değişen koşullara rağmen farklı biçimlerde sürdüğünü savunan Karasu, Öcalan’ın geliştirdiği yeni paradigmanın da bazı uluslararası güçler tarafından kendi çıkarlarına aykırı görüldüğünü ileri sürdü.

Karasu, Kürt halkının bugün dört parçada ve Ortadoğu’da daha etkili bir konuma geldiğini belirterek, Kürtlerin örgütlü gücünün geliştiğini söyledi. Buna rağmen Kürt varlığına yönelik tehditlerin sona ermediğini savunan Karasu, Kürtlerin demokratik ve özgür bir yaşam kurabilmesi için örgütlü mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Barış ve Demokratik Toplum sürecine de değinen Karasu, sürecin çeşitli riskler taşıdığını ancak Kürtlerin geçmişe kıyasla daha güçlü bir konumda bulunduğunu söyledi. Karasu, dört parçada ve dünya genelinde Kürtlerin örgütlü gücünün tehditlere karşı mücadelede belirleyici olabileceğini savundu.

“ESKİ YASALARLA YÜZYILLIK SORUN ÇÖZÜLEMEZ”

Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecinin hızlanması gerektiğini belirten Karasu, hareket olarak üzerlerine düşen adımları attıklarını savundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkarılan çerçeve yasanın ardından pratiğe geçilmesi gerektiğini söyleyen Karasu, aradan geçen sürede beklenen ilerlemenin gerçekleşmediğini ifade etti.

Karasu, Kürt sorunu gibi yaklaşık bir asırlık bir meselenin eski yasalar, eski hukuk anlayışı ve eski siyasi yaklaşımlarla çözülemeyeceğini belirtti. Geçmişteki hukuk düzeninin çatışmalı sürecin ortaya çıkmasına neden olduğunu savunan Karasu, çözüm için yeni ve özgürlükçü yasaların çıkarılması gerektiğini söyledi.

Demokratik siyaset yapmanın önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen Karasu, tutuklamalar ve kayyum uygulamaları üzerinden muhalefetin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu. Kürt sorununun yalnızca iktidarın veya belirli bir siyasi partinin meselesi olmadığını belirten Karasu, muhalefet, demokratik güçler, emekçiler ve kadınların da sürecin ilerlemesi için sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.

Karasu, devletin attığı adımların yetersiz kaldığını ileri sürerek, silahlı mücadelenin sona erdirilmesi yönündeki adımların ardından yeni bir hukuki ve siyasi zeminin oluşturulması gerektiğini söyledi. Sürecin seçim hesaplarına bağlanmasının yanlış olacağını belirten Karasu, gecikmenin yeni belirsizlikler yaratabileceği uyarısında bulundu.

“ÖNDER APO’NUN SÜREÇTE AKTİF ROL ALMASI GEREKİYOR”

Meclis çatısı altında oluşturulan kurulların çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karasu, kurulların pratikte yeterince çalışmadığını savundu. Özellikle Öcalan’ın koordinatörlüğünde yürütülmesi öngörülen Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun işlevsel hale gelmesi gerektiğini belirtti.

Öcalan’ın sürecin taraflarından biri ve baş müzakerecisi olduğunu ifade eden Karasu, buna rağmen Öcalan’ın çalışma koşullarının değişmediğini söyledi. Sürecin ilerlemesi için Öcalan’ın Türkiye kamuoyuna, siyasi güçlere, basına ve uluslararası kamuoyuna doğrudan seslenebilmesi gerektiğini savunan Karasu, görüşmelerin sınırlı kalmasının süreci zorlaştırdığını ileri sürdü.

Karasu ayrıca, meclis bünyesindeki kurulların çalışmalarının daha şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirterek kamuoyunun süreç hakkında düzenli biçimde bilgilendirilmesini istedi.

“DEMOKRATİK ENTEGRASYON TÜM TOPLUMSAL KESİMLERİ KAPSAMALI”

Öcalan’ın Londra’da gerçekleştirilen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’na gönderdiği mesajdaki “Cumhuriyet demokratikleşmeden demokratik entegrasyonun gerçekleşmeyeceği” yönündeki değerlendirmeye ilişkin konuşan Karasu, entegrasyonun demokratik temelde ele alınması gerektiğini söyledi.

Karasu’ya göre demokratik entegrasyon, Kürtlerin mevcut sisteme herhangi bir koşul olmaksızın dahil edilmesi anlamına gelmiyor. Bunun yerine Kürt halkının dil, kültür ve kimlik alanındaki haklarının tanınması ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi gerekiyor.

Demokratikleşmenin yalnızca Kürtlerle sınırlı olmadığını belirten Karasu, Aleviler, kadınlar, emekçiler ve farklı etnik ve dinsel toplulukların da demokratik haklarının güvence altına alınması gerektiğini savundu. Karasu, demokratik entegrasyonu toplum ile devlet arasında temel hakların tanındığı bir uzlaşma ve toplumsal sözleşme olarak tanımladı.

Rojava’daki Kürtçe eğitim tartışmalarına da değinen Karasu, Kürtçenin eğitimde sınırlı biçimde kullanılmasına yönelik yaklaşımı eleştirdi ve anadilde eğitim hakkından taviz verilmemesi gerektiğini söyledi.

“BAŞÛR’U GÜÇLENDİRECEK OLAN DEMOKRATİK BİRLİKTİR”

ABD’nin Başûr’dan çekilmesine ilişkin tartışmaları da değerlendiren Karasu, bunun yalnızca askerlerin bir bölgeden ayrılması şeklinde okunmaması gerektiğini savundu. Günümüzde savaş yöntemlerinin değiştiğini, teknolojik araçların ve yapay zekâ gibi yeni tekniklerin daha fazla kullanıldığını belirten Karasu, bu nedenle ABD’nin askeri varlığındaki değişikliklerin doğrudan bir geri çekilme olarak değerlendirilmesini doğru bulmadığını ifade etti.

Başûr’daki siyasi yapının güçlü olmadığını savunan Karasu, bunun nedenini demokratik olmayan ve toplumdan yeterli destek almayan yönetim anlayışına bağladı. Başûr’u güçlendirecek modelin yerel demokrasiye dayalı demokratik birlik hükümeti olduğunu belirten Karasu, merkeziyetçi anlayışın Kürtler arasındaki birliği zayıflattığını ileri sürdü.

Karasu, Kürtlerin ortak bir demokratik zeminde birleşmesi halinde Başûr’un daha güçlü ve güvenli bir konuma gelebileceğini savundu.

İRAN’IN İDAM POLİTİKASINA TEPKİ

İran’daki idam uygulamalarına da değinen Karasu, idam politikasının toplumsal desteği güçlendirmeyeceğini, aksine halk üzerindeki baskıyı artıracağını savundu. İran’daki idamlara karşı yalnızca Rojhilat Kürtlerinin değil, Kürdistan’ın dört parçasındaki halkların ve dünyadaki demokrasi güçlerinin tepki göstermesi gerektiğini söyledi.

Karasu, İran ile ABD arasındaki gerilim nedeniyle bazı çevrelerin İran yönetimine destek vermesini eleştirerek, insan hakları ihlalleri ve idam politikalarının herhangi bir siyasi gerekçeyle savunulmaması gerektiğini ifade etti.

İran yönetiminin idamlardan vazgeçmesi gerektiğini belirten Karasu, idam politikasının muhalefeti susturmak ve toplumu korkutmak amacıyla kullanılmasının uzun vadede sonuç vermeyeceğini savundu.

Karasu ayrıca Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise kapitalist sistemin toplumsal değerlerin ve halkın birikimlerinin gasp edilmesine dayandığını savundu. Halkın ekonomik kaynaklarının nereye aktarıldığının sorgulanması gerektiğini belirten Karasu, savaş dönemlerinde “beka” ve güvenlik söylemlerinin ekonomik sorunların üzerini örttüğünü, çatışmaların azalmasıyla bazı ekonomik tartışmaların daha görünür hale geldiğini ileri sürdü.

Karasu, konuşmasının genelinde Barış ve Demokratik Toplum sürecinin ilerlemesi için yasal ve siyasi adımların atılması, Öcalan’ın süreçte daha etkin rol üstlenmesi, demokratikleşmenin toplumsal kesimlerin tamamını kapsaması ve Kürt sorununun yeni bir hukuk ve siyaset anlayışıyla ele alınması gerektiğini savundu.

Share this content:

Yorum gönder