HTŞ’NİN BİR YILLIK İKTİDARINDA İKİ BİNDEN FAZLA ALEVİ KATLEDİLDİ

HTŞ’NİN BİR YILLIK İKTİDARINDA İKİ BİNDEN FAZLA ALEVİ KATLEDİLDİ

HTŞ’nin Şam’ı ele geçirmesinin ardından geçen bir yıl içinde Alevilere yönelik saldırılar büyük bir artış gösterdi. Bu süre zarfında iki binden fazla Alevi yaşamını yitirirken, kadın ve çocuklara yönelik kaçırma, cinsel saldırı ve zorla evlendirme vakaları yaygınlaştı. Faillerin cezasız kalması ise yeni saldırıların önünü açtı.

Ahmed Şara liderliğindeki HTŞ’nin Şam’da yönetimi ele almasının üzerinden bir yıl geçti. Bu süreçte HTŞ ve ona bağlı silahlı gruplar, Suriye’nin birçok bölgesinde farklı halklara yönelik saldırılar düzenledi. Ancak en ağır saldırılara maruz kalan kesim Aleviler oldu.

27 Aralık Cumartesi günü Aleviler, federatif ve adem-i merkeziyetçi bir yönetim talebiyle eylem düzenledi. Gösterilere müdahale eden HTŞ güçleri en az 10 Alevi’yi katletti, onlarca kişiyi ise yaraladı.

HTŞ’nin Şam’ı ele geçirdikten sonra hedef aldığı ilk bölgeler, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı sahil kesimleri oldu. Nüfusun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan Aleviler ağırlıklı olarak Lazkiye ve Tartus’ta yaşarken; Humus, Hama ve Şam’ın bazı bölgelerinde de önemli bir nüfusa sahip.

QSD’nin DAİŞ’i yenilgiye uğratmasının ardından bir süre azalan saldırılar, HTŞ’nin Şam’daki hâkimiyetini ilan etmesiyle yeniden tırmandı. HTŞ kontrolündeki bölgelerde yaşayan Alevilere yönelik saldırılar, QSD’nin doğrudan müdahale edememesi nedeniyle tüm tepkilere rağmen devam etti.

HTŞ ile QSD arasında imzalanan ve kamuoyunda 10 Mart Mutabakatı olarak bilinen anlaşmada, Alevilere ve diğer halklara yönelik saldırıların durdurulması öngörülmesine rağmen HTŞ bu taahhüdünü yerine getirmedi. Yıl sona ererken Alevilere yönelik soykırım niteliğindeki saldırılar sürdü.

HTŞ’nin Alevi Karşıtı Politikası

HTŞ, 8 Aralık 2024’te Şam’ı ele geçirmesinden kısa süre sonra, Mart ayında “Esad rejimi unsurlarının bulunduğu” iddiasıyla Lazkiye’ye saldırı düzenledi. Ancak saldırılar esas olarak bölgede yaşayan Alevi sivilleri hedef aldı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre bu saldırılarda 500’den fazla kişi hayatını kaybetti.

23 Mart 2025’te İnsan Hakları ve İnsani Takip Komitesi tarafından yayımlanan rapor ise tablonun çok daha ağır olduğunu ortaya koydu. Rapora göre 6–9 Mart tarihleri arasında Alevilere yönelik 25 ayrı katliam gerçekleştirildi ve 2 bin 246 kişi yaşamını yitirdi.

SOHR’un 25 Mart’ta yayımladığı bir başka raporda ise Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta 62 katliam saldırısının düzenlendiği ve bin 659 kişinin katledildiği belirtildi.

Saldırıların katliam boyutuna ulaşmasının ardından QSD’nin müdahale edeceğini açıklaması üzerine HTŞ ile QSD arasında 10 Mart Mutabakatı imzalandı. 6 Mart’ta başlayan saldırılar kısa süreliğine duraksasa da HTŞ ve ona bağlı grupların Alevilere yönelik tacizleri devam etti. Bu tacizler zamanla yeniden kitlesel saldırılara dönüştü ve binlerce Alevi daha yaşamını yitirdi.

Cezasızlık Yeni Katliamların Yolunu Açtı

Temmuz ayında HTŞ, Mart ayındaki Alevi katliamlarına ilişkin hiçbir sorumluyu yargılamadığı gibi failleri akladı. Bunun ardından Alevilerin yaşadığı bölgelerin girişlerine HTŞ kontrol noktaları kuruldu. Bu noktalarda kaçırma ve bireysel infaz vakaları yaşanmaya başladı.

Kasım ayında ise Humus’ta Şam Geçici Hükümeti’ne bağlı güçler Alevilere yönelik yeni saldırılar düzenledi. Evler yakıldı, sokaklarda yakalanan Aleviler katledildi. Saldırıları protesto etmek için sokağa çıkan kitlelere HTŞ güçleri müdahale etti; onlarca kişi hayatını kaybetti.

Bu protestoların ardından Humus ve Hama’da rejime bağlı silahlı gruplar sokaklara çıkarak yeni katliam çağrıları yaptı.

Kaçırmalar, Cinsel Saldırılar ve İnanç Mekânlarına Yönelik Yıkım

HTŞ ve ona bağlı gruplar yalnızca toplu katliamlar gerçekleştirmekle kalmadı. Özellikle Lazkiye ve Tartus’ta Alevilerin kaçırılarak öldürülmesi; kadın ve çocukların kaçırılıp köleleştirilmesi yaygınlaştı.

Birleşmiş Milletler’in Temmuz ayında yayımladığı rapora göre, yaşları 3 ile 40 arasında değişen çok sayıda kadın ve çocuk gündüz vakti sokak ortasında kaçırıldı. Ailelerin tehdit edildiği belirtilen raporda, HTŞ’nin herhangi bir soruşturma başlatmadığına dikkat çekildi.

Raporda ayrıca kaçırılan kadın ve çocukların cinsel saldırıya uğradığı ve zorla evlendirildiği, bu saldırıların sistematik olduğu vurgulandı. Uluslararası Af Örgütü de Şubat–Haziran 2025 arasında en az 36 Alevi kadın ve çocuğun kaçırıldığını açıkladı.

HTŞ’nin saldırıları Alevilerin inanç mekânlarını da hedef aldı. Mart 2025’ten itibaren onlarca Alevi türbesi yakıldı ya da tamamen yıkıldı.

Share this content:

Yorum gönder