TEMELLİ: ABDULLAH ÖCALAN’IN İNİSİYATİF ALMADIĞI BİR ANAYASAYI NASIL YAPACAKSINIZ?
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ilerlemeden yeni anayasa tartışmalarının sağlıklı biçimde yürütülemeyeceğini belirterek, “Abdullah Öcalan’ın inisiyatif almadığı bir anayasayı nasıl yapacaksınız?” diye sordu. Temelli, sürecin demokratik bir zeminde ilerlemesi için Meclis’in harekete geçmesi, yasal düzenlemelerin yapılması ve Abdullah Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.
ANF’ye değerlendirmelerde bulunan Temelli, Türkiye’deki ekonomik kriz, iktidarın sürece yaklaşımı, Abdullah Öcalan’ın statüsü ve 1 Ekim’de açılacak Meclis’te yürütülecek tartışmalara ilişkin görüşlerini paylaştı.
EKONOMİK KIRILGANLIK VE YAPISAL SORUNLAR
Türkiye ekonomisinin yapısal, idari ve kurumsal sorunlar nedeniyle kırılganlığını koruduğunu belirten Temelli, yüksek enflasyon, faiz ve işsizliğin yanı sıra kayıt dışı ekonomi ile toplumsal sorunların da ekonomik tabloyu etkilediğini söyledi. Son dönemde yaşanan fon krizinin bu koşullar dikkate alındığında beklenmedik olmadığını ifade eden Temelli, uzun yıllardır uygulanan ekonomi yönetimi anlayışının krizlerin ortaya çıkmasında etkili olduğunu savundu.
Temelli, Türkiye ekonomisindeki yapısal sorunlardan birinin savaş ekonomisi anlayışının sürdürülmesi olduğunu belirterek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ülkenin siyasetini ve ekonomisini normalleştirmek için bir fırsat oluşturabileceğini dile getirdi. Ancak 2027 bütçesinde sürecin etkisinin görülmediğini söyleyen Temelli, iktidarın savaş ekonomisine ilişkin yaklaşımını koruduğunu ifade etti.
SAVAŞA AYRILAN KAYNAKLARIN EKONOMİYE YÖNLENDİRİLMESİ ÇAĞRISI
Savaşa ayrılan kaynakların yıllık 40 milyar doların üzerinde olduğunu belirten Temelli, bu bütçenin en az üçte ikisinin farklı alanlara aktarılması durumunda Türkiye ekonomisinin iyileşmesine katkı sunabileceğini söyledi. Temelli, yaklaşık 20-25 milyar dolarlık bir kaynağın ekonomiye yönlendirilmesinin önemli bir etki yaratabileceğini kaydederek, sürece rağmen bu yönde adım atılmadığını savundu.
Ekonomik sorunların demokratikleşme sürecinden bağımsız ele alınamayacağını ifade eden Temelli, siyasette demokratik mekanizmaların güçlendirilmesinin ekonomik alanda adaletin sağlanmasıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Kamu ihaleleri, bütçe kaynaklarının kullanımı, kayıt dışı ekonomi ve gelir dağılımındaki eşitsizliklerin de ele alınması gerektiğini dile getirdi.
KÜRT MESELESİNİN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ VE EKONOMİ
Kürt meselesine yönelik güvenlik merkezli yaklaşımın sürmesinin siyasi ve ekonomik sorunlarla bağlantılı olduğunu belirten Temelli, iktidarın demokratik çözüm ve ekonomik sorunlarla mücadele konusunda kapsamlı adımlar atmadığını ileri sürdü.
Temelli, Türkiye’nin Kürdistan coğrafyasına yönelik yaklaşımını da eleştirerek, bölgenin ekonomik potansiyelinin ortak bir güç oluşturacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yerel demokrasilerin güçlendirilmesi ve demokratikleşmenin hem bölge hem de Türkiye ekonomisi açısından önem taşıdığını belirten Temelli, mevcut yaklaşımın bölgesel yoksulluğu artırdığını savundu.
FON KRİZİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Son dönemde yaşanan fon krizine de değinen Temelli, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi kurumların bulunduğu sistemin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yaklaşık 550 bin kişinin etkilendiği ve 950 milyar liraya ulaşan bir tutardan söz edildiğini belirten Temelli, yaşananların yalnızca birkaç kişinin eylemi olarak ele alınamayacağını ifade etti. Temelli, yolsuzluk ve rantla mücadele için siyasi düzeyde de adımlar atılması gerektiğini kaydetti.
SÜRECİN SİYASALLAŞMASI VE TOPLUMSALLAŞMASI GEREKİYOR
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca silah bırakma veya güvenlik başlığına indirgenmemesi gerektiğini belirten Temelli, sürecin siyasi ve toplumsal boyutlarının öne çıkarılmasını savunduklarını söyledi. Temelli, Abdullah Öcalan’ın sürecin başından itibaren inisiyatif aldığını ve sürecin toplumsallaşması gerektiğini vurguladığını ifade etti.
Siyasetin barış konusunda inisiyatif üstlenmesi ve toplumun demokrasi beklentilerine yanıt verecek adımlar atması gerektiğini kaydeden Temelli, sürecin kapsamlı bir demokratikleşmenin önünü açabileceğini belirtti. İktidarın ise demokrasi başlığında gerekli adımları atmaktan kaçındığını ileri sürdü.
YASAL DÜZENLEMELER VE BELİRSİZLİKLER
Temelli, iktidarın süreci seçim hesapları çerçevesinde değerlendirdiğini savunarak, bu yaklaşımın sürecin ilerleyişini yavaşlattığını ve geleceğe ilişkin belirsizlikleri artırdığını söyledi. Hazırlanan yasanın tek başına yeterli olmayacağını belirten Temelli, PKK kadroları ve yöneticileri, bağlantılı yapılar, cezaevlerinde bulunanlar ve yurt dışında yaşayanlara ilişkin düzenlemelerin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Meclis’in 1 Ekim’de açılmasıyla birlikte ilgili kurulların hızla çalışmaya başlaması gerektiğini dile getiren Temelli, infaz kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda gerekli değişikliklerin yapılmasını istedi. Demokratikleşmeyi sağlayacak diğer yasal düzenlemelerin de önümüzdeki bir yıl içinde ele alınması gerektiğini belirtti.
ÖCALAN’IN YAŞAM VE ÇALIŞMA KOŞULLARI DÜZENLENMELİ
Sürecin demokratik bir çözüme ulaşabilmesi için Abdullah Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarının kendi talepleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Temelli, bu konuda daha fazla gecikilmemesi çağrısında bulundu.
Temelli, Abdullah Öcalan’ın kendi hareketinin yönetimiyle sağlıklı ve düzenli biçimde görüşebilmesinin önemine dikkat çekti. Öcalan’ın hukuki ve siyasi statüsünün yanı sıra süreçte üstleneceği rolün de tartışılması gerektiğini belirten Temelli, DEM Parti’nin talebinin Öcalan’ın özgürlüğü olduğunu ifade etti.
“SÜREÇ İLERLEMEDEN YENİ ANAYASA YAPILAMAZ”
Yeni anayasa tartışmalarının Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nden ayrı yürütülemeyeceğini vurgulayan Temelli, “Bu mesele ilerlemeden nasıl anayasa yapacaksınız? Abdullah Öcalan’ın inisiyatif almadığı bir anayasayı nasıl yapacaksınız?” diye sordu.
Temelli, Kürtlerin hukuki güvenceye ve eşit yurttaşlık haklarına sahip olması gerektiğini belirterek, anayasanın Türkiye’de yaşayan herkesin eşit vatandaşlığını güvence altına alması gerektiğini söyledi. Kürt halkının ve Abdullah Öcalan’ın anayasa yapım sürecinin dışında bırakılmasının sürecin niteliğiyle bağdaşmayacağını savundu.
Seçim tartışmalarının barış sürecinin önüne geçirilmemesi gerektiğini ifade eden Temelli, müzakere zemininin demokratik koşullara kavuşturulması ve hukuki ve siyasi adımların bu doğrultuda atılması çağrısı yaptı. Temelli, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
Share this content:



Yorum gönder