NEWROZ UYSAL ASLAN: ASIL DEĞİŞİM SAYIN ÖCALAN’IN DIŞARIYLA KURACAĞI TEMASLARLA GÖRÜLECEK
DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Abdullah Öcalan’ın koşullarında yaşanacak değişikliğin yalnızca cezaevi içerisindeki yerinin değiştirilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Aslan, Öcalan’ın toplumla bütünleşebileceği, süreci yönetebileceği ve dışarıyla iletişim kurabileceği bir pozisyona kavuşturulmasının önemine dikkat çekti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ndeki yerinin değiştirilmesinin ardından statüsüne ilişkin tartışmalar yeniden gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Danışmanı Mehmet Uçum’un, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başmüzakerecisi olan Öcalan’ın statüsünü yalnızca “silahsızlanma” başlığı üzerinden tanımlama eğilimi tepki topladı.
DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan’ın, İmralı’da amcasıyla yaptığı görüşmenin ardından Abdullah Öcalan’ın bu daraltılmış yaklaşıma karşı çıktığını ve sürecin yalnızca silahsızlanma başlığı altında ele alınmasını eleştirdiğini aktarması da statü konusundaki anlaşmazlığı yeniden gündeme taşıdı.
ANF’ye konuşan DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Öcalan’ın statüsünün başmüzakerecilik olduğunu hatırlatarak, koşullarındaki değişikliğin yalnızca yer değişikliği tartışmasına indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Aslan, “Sayın Öcalan’ın koşullarındaki değişimin sadece bir yer değişimi tartışmasından çıkarılıp gerçekten toplumla bütünleşebileceği, süreci yönetebileceği bir pozisyona getirilmesi gerekir” dedi.
‘YER DEĞİŞİKLİĞİ, KOŞULLARIN UYGUN HALE GETİRİLDİĞİ ANLAMINA GELMEZ’
Öcalan’ın İmralı Hapishanesi içerisindeki yerinin değiştirilmesinin anlamlı olduğunu ancak sürecin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olmadığını belirten Aslan, bu adımın sürecin başından itibaren atılması gerektiğini ve gecikildiğini ifade etti.
Tek başına yer değişikliğinin ne hukuki statü ne de süreci yönetebilecek başmüzakereci pozisyonu açısından yeterli olacağını kaydeden Aslan, Öcalan’ın bu pozisyonunun gerektirdiği koşulların iki yılı aşkın süredir yerine getirilmediğini söyledi.
Aslan, asıl ihtiyacın Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’nün gerektirdiği dış iletişim olanaklarının sağlanması olduğunu belirterek, Öcalan’ın hareketle, siyasetle, basınla ve akademiyle iletişim kurabilmesi gerektiğini vurguladı.
Cezaevi içerisindeki yer değişikliğinin süreçte köklü ve etkili bir dönüşüm yaratmayacağını ifade eden Aslan, “Asıl değişiklik Sayın Öcalan’ın dışarıyla kuracağı temaslarla kendini gösterecektir” dedi.
Öcalan’ın yer değişikliği meselesini başından beri dışarıyla ilişkilerini ve koordinatörlük çalışmalarını kolaylaştırması açısından ele aldığını belirten Aslan, 27 yıldır bulunduğu cezaevindeki başka bir yere geçişin sansasyonel veya magazinsel biçimde tartışılmasını etik bulmadığını söyledi.
Aslan, yeni yerde koordinatörlük çalışmalarının yürütülüp yürütülmeyeceğinin, hukuki statünün gerektirdiği koşulların oluşturulup oluşturulmadığının ve Öcalan’la çalışacak siyaset kurumu, farklı siyasi hareketler ve devlet içerisindeki aktörler arasında ortaklaşmaların sağlanıp sağlanmayacağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Bu soruların henüz yanıtlanmadığını belirten Aslan, yeni yere geçişin önemli ancak tek başına sürecin ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak olduğunu kaydetti.
‘STATÜ KONUSUNDA TAVRIN NETLEŞMESİ GEREKİYOR’
Cumhurbaşkanı Danışmanı Mehmet Uçum’un Öcalan’ın statüsünü yalnızca silahsızlanma üzerinden tanımlamasına tepki gösteren Aslan, Uçum’un süreci bölgesel savaş, Türkiye’nin bölgedeki gücü ve “güçlü devlet” yaklaşımı üzerinden değerlendirdiğini söyledi. Aslan, bu yaklaşımın Kürt halkını sınırlı ve dar bir alana sıkıştırmaya çalıştığını belirtti.
Uçum’un değerlendirmelerinin devletin veya hükümetin süreci bu şekilde yürüteceği ya da Öcalan, Kürt hareketi ve Kürt siyasetinin bu yaklaşımı kabul edeceği anlamına gelmediğini ifade eden Aslan, kullanılan dilin süreci olumsuz etkilediğine yönelik eleştirileri hatırlattı.
Silahsızlanma ve çatışmaların durmasının sürecin bir parçası olduğunu ancak tek başına süreci tanımlamadığını belirten Aslan, devletin diğer başlıkların silahsızlanmadan sonra ele alınmasını istediğini, Öcalan, Kürt hareketi ve Türkiye’de demokrasi ile süreci destekleyen kesimlerin ise başlıkların paralel ya da iç içe yürütülmesini savunduğunu söyledi.
Aslan, “Bu konuda bir yaklaşım farkı olduğu açık ama ne silahsızlanma koordinatörlüğü ismini ne de Mehmet Uçum’un aldığı pozisyonu kabul edilebilir görüyoruz. Bu konudaki tavrımız net. Statü konusunda yaklaşımın netleşmesi gerektiğini hep söylüyor ve bu yönde açıklamalar yapılması gerektiğini tekrarlıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘SÜRECİN SİYASİ MALZEME YAPILMAMASI, MUHALEFETİN BARIŞA SAHİP ÇIKMASIYLA MÜMKÜN’
Öcalan’ın, yeğeni DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan’a sürecin seçim malzemesi yapılmaması gerektiği yönündeki uyarılarını da değerlendiren Newroz Uysal Aslan, erken seçim ve baskın seçim tartışmalarının yoğunlaştığı dönemde bu uyarının önem taşıdığını söyledi.
2015 yılında çözüm sürecinin sona ermesinde AKP’nin tek başına iktidar olamamasının etkili olduğunu hatırlatan Aslan, Türkiye’de geçmişten gelen bir siyasi hafıza bulunduğunu belirtti. Öcalan’ın Aralık 2024’te yayımladığı mesajı hatırlatan Aslan, bu mesajda sürecin dönemsel siyasi çıkarlar için kullanılmaması gerektiğinin vurgulandığını aktardı.
Aslan, sürecin bir siyasi partinin iktidarda kalıp kalmaması üzerinden değil, bir halkın geleceği ve bölgesel savaşa karşı barış tutumu çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi. Sürecin siyasi hesaplara alet edilmesi yönündeki kaygıların geçmiş deneyimler nedeniyle gerçekçi olduğunu belirten Aslan, bunun önüne geçmek için sürecin hızlandırılması, doğru zeminlerde tartışılması ve tüm siyasetçilerin, parlamentonun ve muhalefetin sürece sahip çıkması gerektiğini ifade etti.
Aslan, sürecin iktidarın projesi olarak değil, barışın halkın temel talebi olduğu anlayışıyla ele alınması gerektiğini belirterek, bunun gerçekleşmesi halinde sürecin AKP’nin siyasi hesaplarına malzeme olmaktan çıkacağını kaydetti.
‘BARIŞ ANNELERİ’NİN TALEPLERİ BİZİM DE TALEPLERİMİZ’
Abdullah Öcalan’ın özgür yaşayabileceği ve özgür çalışabileceği koşullara kavuşması gerektiğini vurgulayan Aslan, Barış Anneleri’nin bu taleple Ankara’da başlattığı nöbet eyleminin önemli olduğunu söyledi. Aslan, “Barış Anneleri’nin ortaya koyduğu talepler bizim de taleplerimiz” dedi.
Sürecin ilerlemesi için atılması gereken en önemli adımın Öcalan’ın koşullarının yalnızca yer değişikliğiyle sınırlı değerlendirilmemesi olduğunu belirten Aslan, Öcalan’ın toplumla bütünleşebileceği ve süreci yönetebileceği bir konuma getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Aslan, Çerçeve Yasa’nın beklenmesine, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı gerekçesine veya idari kararların alınmasına sığınılmadan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını ve hasta mahpusların tahliye edilmesini istedi. Bu konuların siyasi pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini belirten Aslan, 12 yıldır Türkiye tarafından geçiştirildiğini söylediği Umut Hakkı ilkesinin de uygulanması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin Umut Hakkı konusunda adım atmayacağını açıkça ortaya koymasının uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeyeceği anlamına geldiğini savunan Aslan, bunun Avrupa Konseyi ve Türkiye tarihi açısından bir ilk olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
Umut Hakkı’nın uygulanmamasının ve Öcalan’ın hukuki özgürlüğünün önünde engel olarak görülmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Aslan, bu ilkenin hem hukuki bir yükümlülük hem de sürecin temel ihtiyaçlarından biri olduğunu ifade etti.
Share this content:



Yorum gönder