DURAN KALKAN: ÖNDER APO’NUN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN HUKUKİ VE SİYASİ ZEMİN OLUŞTURULMALI

DURAN KALKAN: ÖNDER APO’NUN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN HUKUKİ VE SİYASİ ZEMİN OLUŞTURULMALI

Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi üyesi Duran Kalkan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin iki yıllık değerlendirmesini yaparak, bu süreçte önemli adımlar attıklarını ancak devletin gerekli karşılığı vermediğini söyledi. Kalkan, bundan sonraki aşamada Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması ve sürecin ilerlemesi için gerekli hukuki ve siyasi zeminin oluşturulması gerektiğini belirtti.

Medya Haber TV’ye konuşan Duran Kalkan, 22 Ekim 2024’te Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı ve 23 Ekim’de Abdullah Öcalan’ın verdiği yanıtla başlayan süreci değerlendirdi. Kalkan, sürecin mimarı olarak nitelendirdiği Önder Apo’nun güçlü bir irade ortaya koyduğunu, çözüm yolları geliştirdiğini ve toplumda yeniden umut yarattığını ifade etti.

“İKİ YILDA ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK”

Kalkan, geçen iki yıl içerisinde savaşın durdurulması, siyasi tartışmaların önünün açılması ve çözüm arayışlarının gelişmesi bakımından önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. 27 Şubat 2025’te yayımlanan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın sürecin önünü açtığını belirten Kalkan, 1 Mart 2025’te ateşkes ilan ettiklerini ve ardından PKK’nin 12. Kongresi’nde silahlı mücadele stratejisinin sonlandırılması ile örgütsel yapının feshedilmesi yönünde tarihî kararlar aldıklarını hatırlattı.

Kalkan, bu kararların uygulanmasının Önder Apo’nun öncülüğüne ve özgür çalışma koşullarına kavuşmasına bağlı olduğunu savundu. 11 Temmuz’da 30 kişinin silah yakma eylemi gerçekleştirdiğini, çatışma riski bulunan bölgelerde önlemler aldıklarını ve Türkiye sınırları içerisindeki silahlı güçlerini çektiklerini söyledi. Kalkan, Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir silahlı gerilla gücünün kalmadığını ileri sürdü.

“SÖZ VAR, EYLEM VE PRATİK YOK”

Devletin süreç boyunca olumlu açıklamalar yaptığını ancak gerekli siyasi ve hukuki adımları atmadığını söyleyen Kalkan, şöyle konuştu:

“Bundan öteye bizim bir şeyler yapabilmemiz için belirttiğim koşulların yerine gelmesi şart. Onun ötesinde kendi çalışmalarımızı ve mücadelemizi yürütmenin dışında bir şey yapamayız. Onun da yolu, yöntemi; bir, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü, iki, hukuki ve siyasi zeminin oluşturulması.”

Kalkan, Önder Apo’nun statüsüne ilişkin herhangi bir siyasi veya hukuki karar alınmadığını, umut hakkı konusunda da somut bir adım atılmadığını belirtti. Meclis komisyonunun hazırladığı raporda öngörülen düzenlemelerin hayata geçirilmediğini savunan Kalkan, İmralı’daki tecrit koşullarının da esaslı biçimde değişmediğini ifade etti.

Sürecin ilerlemesi için Önder Apo’nun özgürce yaşayabileceği ve çalışabileceği koşulların sağlanması, İmralı sisteminin sona erdirilmesi ve demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini dile getirdi. Kalkan ayrıca, kararların uygulanabilmesi için gerekli hukuki ve siyasi zeminin oluşturulmasını istedi.

“YANLIŞ HESAPLAR YAPMASINLAR”

Muhataplarının yanlış değerlendirmeler yapmaması gerektiğini söyleyen Kalkan, hareketin süreci kendi başına yürütemeyeceği veya başka güçlere muhtaç olduğu yönündeki düşüncelerin doğru olmadığını belirtti. Kalkan, bazı yaklaşımları tehlikeli bulduğunu ifade ederek, sürecin gerektirdiği adımların atılması gerektiğini vurguladı.

KÜRTLER ARASINDA DEMOKRATİK BİRLİK VURGUSU

Kalkan, Bêrîtan’ın şehadetinin 34. yıl dönümüne ilişkin değerlendirmesinde de Kürtler arasında demokratik birliğin önemine dikkat çekti. Bêrîtan’ın direnişinin işbirlikçiliğe, ihanete, sömürgeciliğe, gericiliğe, feodalizme ve erkek egemenliğine karşı bir duruşu temsil ettiğini söyledi.

Kürtler arasındaki çatışmaların sona erdirilmesi ve demokratik birliğin geliştirilmesi gerektiğini belirten Kalkan, bunun temel koşulunun demokrasi ve demokratik siyaset olduğunu ifade etti. Başûrê Kurdistan’da demokratikleşmenin güçlenmesinin hem Kürdistan’daki gelişmelere hem de Irak’taki demokrasiye katkı sağlayacağını savundu. Kalkan, PKK yasağının sona erdirilmesi ve PKK taraftarlarının siyaset yapabilmesinin önünün açılması gerektiğini de dile getirdi.

AVRUPA’YA KARARLARI UYGULAMA ÇAĞRISI

  1. Avrupa Kürt Konferansı’nı da değerlendiren Kalkan, konferansta alınan kararların önemli olduğunu ancak bunların pratik adımlara dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Abdullah Öcalan’ın Avrupa’ya çıkış süreci ve 9 Ekim 1998’de yaşanan gelişmeler hakkında da konuşan Kalkan, Avrupa ülkelerinin daha cesur adımlar atması gerektiğini savundu.

Kalkan, Önder Apo’nun 28 yıldır İmralı’da tutulduğunu belirterek, Avrupa’nın insan hakları ve demokrasi konularında daha tutarlı davranması gerektiğini ifade etti.

CEZAEVLERİNDEKİ UYGULAMALARA TEPKİ ÇAĞRISI

Cezaevlerindeki uygulamaları da eleştiren Kalkan, uzun yıllardır cezaevinde bulunan ve cezalarını tamamladıkları hâlde tahliye edilmediklerini belirttiği tutukluların durumuna dikkat çekti. Tahliye kararlarının hukuki ölçütler yerine siyasi yaklaşımlarla belirlendiğini ileri süren Kalkan, kamuoyunun bu duruma daha güçlü tepki göstermesi gerektiğini söyledi.

Kalkan, cezaevlerinden bir cenaze çıkması hâlinde bunu savaşın cezaevlerinde sürdürülmesinin sonucu olarak değerlendireceklerini belirterek, “Zindanlardan bu temelde bir cenaze çıkarsa biz onları savaş şehidi sayacağız” dedi.

ORTA DOĞU, EKOLOJİ VE GENÇLİK EYLEMLERİ

Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinde Kalkan, Mekke İttifakı, Türkiye’nin bölgesel politikaları ve İran’la ilişkiler üzerinden ciddi tehlikeler bulunduğunu savundu. Kürtler arasında demokratik birliğin bu tehditlere karşı önemli olduğunu söyledi.

Ekolojik yıkıma ilişkin değerlendirmesinde ise doğanın tahrip edilmesinin doğal afet söylemiyle örtbas edilmemesi gerektiğini belirtti. Kalkan, aşırı kâr hırsının ve yanlış politikaların doğaya ve topluma zarar verdiğini savunarak ekolojik bilincin, örgütlenmenin ve demokratik mücadelenin geliştirilmesi çağrısında bulundu.

Fransa’da eylem yapan lise öğrencilerine de değinen Kalkan, gençlerin tepkisini özgürlük ve demokrasi mücadelesi açısından umut verici bulduğunu söyledi. Kalkan, mevcut sistemin topluma ve doğaya yönelik etkilerine karşı farklı toplumsal kesimlerin harekete geçebileceğini belirterek, gençlik hareketlerinin yeni mücadele biçimlerine öncülük edebileceğini ifade etti.

Share this content:

Yorum gönder