BAKIRHAN: BEKLEMENİN GEREKÇESİ KALMADI, SOMUT ADIM ATILMALI

BAKIRHAN: BEKLEMENİN GEREKÇESİ KALMADI, SOMUT ADIM ATILMALI

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde artık beklemek için bir gerekçe kalmadığını belirterek iktidara somut adım atma çağrısı yaptı. Bakırhan, “İktidar artık niyet anlatmayı bir kenara bırakıp karar alma aşamasına geçmelidir” dedi.

DEM Parti’nin Meclis Grup Toplantısı’nda konuşan Bakırhan, Federe Kürdistan Bölgesi’nde düzenlenen MERİ Forum kapsamında gerçekleştirdiği görüşmeleri değerlendirdi. Forumda Neçirvan Barzani, Bafil Talabani, Kubat Talabani, Mazlum Ebdî ve Îlham Ehmed ile bir araya geldiklerini belirten Bakırhan, Kürt siyasi aktörlerinin diyaloğun geliştirilmesine ve Türkiye’de devam eden sürece önem verdiğini söyledi.

‘FOTOĞRAF KARESİ YETMEZ’

Kürt aktörlerin bir araya gelmesini ve ortak görüntü vermesini önemli bulduğunu ifade eden Bakırhan, bu yakınlaşmanın siyasi, toplumsal ve diplomatik alanlarda da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bakırhan, “Yan yana gelmek, bir fotoğraf karesinde ortak resim vermek önemlidir. Bugüne kadar oluşan mesafeyi bu buluşma ve resimler azaltır ama bir fotoğraf yetmez; bu yakınlaşmanın siyasi, toplumsal ve diplomatik ayakları da kurulmalıdır” diye konuştu.

‘SÜREÇ TÜM BÖLGENİN UMUDUDUR’

Ortadoğu’da savaşların yanı sıra siyasi ve toplumsal krizlerin de sürdüğünü belirten Bakırhan, bölgedeki gelişmelerin ekonomik ve siyasi sonuçlarının başka ülkelere de yansıdığını söyledi. MERİ Forum’da Ortadoğu’nun geleceği, Kürtlerin bölgedeki konumu, Suriye’deki gelişmeler ve Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin etkilerinin ele alındığını aktardı.

Kürt meselesinin Türkiye’de demokratik yollarla çözülmesinin Suriye, Irak ve İran’da da olumlu sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Bakırhan, “Bu süreç yalnızca Türkiye’nin değil, bütün bölgenin umududur” dedi.

‘TAHRAN KÜRT AKTÖRLERLE DOĞRUDAN KONUŞABİLMELİ’

İran’da Kürtlerle yeni bir diyalog sürecinin başlangıç aşamasında olduğuna ilişkin açıklamaları önemsediklerini belirten Bakırhan, Bafil Talabani’nin forumdaki konuşmasında İran devletinin de bu sürece olumlu yaklaştığı bilgisini paylaştığını söyledi.

İran’da siyasi durumun henüz istikrara kavuşmadığını ve Kürtler ile muhaliflerin tutuklanıp idam edildiğine yönelik eleştirilerin bulunduğunu hatırlatan Bakırhan, Kürt siyasi dinamiklerinin sorunlarını savaş yerine diyalog ve müzakere yoluyla çözmek istediğini ifade etti. Tahran yönetimine çağrıda bulunan Bakırhan, “İran yönetimi diyalog isteyen Kürt aktörlerle doğrudan konuşabilmelidir. Aracıya gerek kalmamalıdır. Silahın konuştuğu yerde herkes kaybeder. Masanın olduğu yerde kimse kaybetmez” dedi.

‘İRAN DİYALOG BAŞLATIR VE KÜRTLERİ TANIRSA DESTEKLEYECEĞİZ’

Kürtlerin bölgede barışın en istekli ve kararlı taraflarından biri olduğunu söyleyen Bakırhan, ortak stratejik çıkarlar etrafında birleşmenin ve bölge ülkelerinin başkentlerinde daha güçlü bir siyasi varlık göstermenin barışa katkı sunacağını belirtti. Hewlêr’deki temaslarda Ortadoğu’da ilerlemenin beklemekle değil, konuşmak ve siyaset üretmekle mümkün olduğunun bir kez daha görüldüğünü ifade etti.

Kürtlerin kendi aralarındaki sorunları diyalogla çözmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, İran’da Kürtlerin dili, kimliği ve siyasi iradesi tanındığında bunun ülkeyi zayıflatmayacağını, aksine güçlendireceğini savundu. DEM Parti olarak İran’la diyalog kurulmasını istediklerini belirten Bakırhan, böyle bir sürecin başlaması hâlinde sonuna kadar destek vereceklerini söyledi. Türkiye’deki sürecin başarıya ulaşmasının da İran’ın değil, bütün bölgenin yararına olacağını kaydetti.

‘ARTIK BEKLEMENİN GEREKÇESİ KALMADI’

Türkiye’de iki yılı aşkın süredir önemli bir süreç yaşandığını belirten Bakırhan, 8 Ekim’de hareket yönetiminin Türkiye’deki güçlerini sınır dışına çektiğini ve bazı kampları boşalttığını açıkladığını hatırlattı. Bu gelişmelerin ardından barışın önünü açacak adımların ne zaman atılacağı sorusunun toplumda giderek daha fazla dile getirildiğini söyledi.

Bakırhan, fesih ve silah bırakma yönündeki açıklamalar ile çekilme kararının ardından toplumun sürece umut bağladığını belirterek, “Bu kadar açık bir tablo karşısında artık beklemenin bir gerekçesi kalmadı” ifadelerini kullandı.

‘SOMUT ADIM ATMA AŞAMASINA GEÇİLMELİ’

İktidara seslenen Bakırhan, artık niyet açıklamalarıyla yetinilmemesi ve karar alma aşamasına geçilmesi gerektiğini söyledi. Abdullah Öcalan’ın özgür iletişim ve yaşam koşullarına ne zaman kavuşacağı, doğrudan kamuoyuna ne zaman seslenebileceği, cezaevlerindeki tutukluların ne zaman serbest bırakılacağı ve sürgündeki yurttaşların ne zaman dönebileceği sorularını gündeme getirdi.

Dağlardaki kişilerin demokratik siyasete dönüşü, hasta tutukluların durumu ve kayyım uygulamalarının sona ermesi konularında da somut adımlar atılması gerektiğini belirten Bakırhan, Sait Yıldırım’ın 33 yılı aşkın süredir cezaevinde olduğunu ve kronik hastalıkları ile kalp rahatsızlığına rağmen serbest bırakılmadığını söyledi.

Bakırhan, barışın sürekli ertelenemeyeceğini vurgulayarak Meclis’e gerekli yasaları çıkarma, kayyım sistemini sona erdirme, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırma ve hukuku herkes için güvence hâline getirme çağrısı yaptı.

‘ABDULLAH ÖCALAN’IN KOORDİNATÖRLÜĞÜNDE KURUL KURULMALI’

Sürecin ilerlemesi için somut bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu belirten Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın koordinatörlüğünde bir Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun gecikmeden kurulması gerektiğini söyledi.

Bakırhan, silahsızlanmanın yalnızca bir irade beyanıyla tamamlanamayacağını belirterek, “Silahsızlanma bir irade beyanı ile tamamlanamaz. Onu sonuca götürecek bir mekanizma gerekir. O mekanizma bu kuruldur” dedi. Kurulun hemen oluşturulması ve çalışmalarına başlaması gerektiğini vurguladı.

‘BU UYGULAMALARIN ADI KORKU SİYASETİDİR’

Barış ve siyaset üzerine konuşan kişi ve kurumların baskı, sansür ve cezalandırmayla karşı karşıya kaldığını savunan Bakırhan, barış çağrıları yapılırken toplumun ve basının susturulamayacağını söyledi.

Halk TV’ye kayyım atanmasını, Dipnot Yayınları’nın Mahir Çayan kitabının toplatılmasını ve yayıncısının yargılanmasını eleştiren Bakırhan; Mezopotamya Ajansı, JINNEWS ve Yeni Yaşam gazetesine yönelik sansür ve erişim engellerinin sürdüğünü ifade etti. Hangi kitabın okunacağına, hangi haberin görüleceğine ve belediyeleri kimin yöneteceğine iktidarın karar vermesini eleştiren Bakırhan, bu uygulamaları “korku siyaseti” olarak nitelendirdi.

‘2027 BÜTÇESİ REFAH BÜTÇESİ DEĞİL’

2027 yılı bütçesini de eleştiren Bakırhan, kaynakların faiz ödemelerine, sermayeye ve güvenlik politikalarına ayrıldığını, yükün ise emeklilerin, emekçilerin ve dar gelirli yurttaşların üzerine bırakıldığını söyledi.

Bakırhan, bütçede faize yaklaşık 4 trilyon lira, sosyal harcamalara ise 1 trilyon 300 milyar lira ayrıldığını belirtti. Emekçilerin gelir vergisinden 5 trilyon 533 milyar lira tahsil edilmesinin öngörüldüğünü, sermaye kesiminden alınması planlanan tutarın ise 2 trilyon lira olduğunu ifade etti. Bu dağılımın bütçenin kimlerin ihtiyaçlarını öncelediği sorusunu gündeme getirdiğini söyledi.

DEM Parti olarak bütçe görüşmeleri boyunca hem sahada hem de Meclis’te mücadele edeceklerini belirten Bakırhan, 24 Ekim’de “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” sloganıyla kampanya başlatacaklarını açıkladı. Siirt’in Kurtalan ilçesinde emekçilerle bir araya geleceğini, Tülay Hatimoğulları’nın ise İstanbul’da olacağını belirterek yurttaşları kampanyaya destek vermeye çağırdı.

‘SAVUNMA HARCAMALARI YÜZDE 60 ARTTI’

Savunma harcamalarının yüzde 60 artırılmasını da eleştiren Bakırhan, çekilme ve kampların boşaltılması yönündeki açıklamaların yapıldığı bir dönemde silah harcamalarına daha fazla kaynak ayrılmasını sorguladı.

Bakırhan, “Bu ülkenin barışa olan ihtiyacı bu kadar açıkken kaynakların savaşa, silaha harcanmasına nasıl izah edilecek?” diye sordu. DEM Parti olarak kaynakların savaş ve rant yerine yoksullara, emeklilere ve emekçilere ayrıldığı bir bütçe için mücadele etmeyi sürdüreceklerini söyledi.

Share this content:

Yorum gönder