FRANSA’DAN ŞAM–DSG MUTABAKATINA DESTEK MESAJI: “MÜTTEFİKLERİMİZE BAĞLIYIZ”
Fransa, Suriye merkezi hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (DSG) arasında varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Paris yönetimi, DSG ile kurulan ittifaka bağlılığın sürdüğünü vurgulayarak tüm taraflara anlaşmaya uyma çağrısı yaptı.
Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Fransa müttefiklerine karşı sadıktır” ifadesine yer verildi. Açıklamada, ateşkesin korunmasının ve sahadaki gerginliğin düşürülmesinin önemine dikkat çekilirken, Fransa’nın Suriye’nin birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeyi sürdürdüğü belirtildi. Bakanlık ayrıca, IŞİD’e karşı mücadelede yer alan güçlere yönelik desteğin altını çizerek, “Fransa, IŞİD’e karşı savaşanlara vefalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Aylarca süren tıkanmış müzakereler ve haftalarca devam eden yoğun çatışmaların ardından varılan anlaşma kapsamında, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı kurum ve güçlerin Suriye merkezi hükümetinin yapılarıyla entegre edilmesi öngörülüyor. 18 Ocak’ta duyurulan mutabakat, hükümet güçlerinin Arap aşiret savaşçılarının desteğiyle Tabka kenti, Fırat Barajı, bazı petrol sahaları ile Rakka ve Deyrezor vilayetlerinde Fırat Nehri’nin batısındaki stratejik noktaları kontrol altına almasının ardından geldi.
Söz konusu gelişmeler, Mart 2025’te Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ile DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında imzalanan ilk anlaşmanın devamı niteliği taşıyor. Ancak bu mutabakatın uygulanmasında yaşanan aksaklıklar nedeniyle gerilim Ocak 2026’da yeniden yükseldi. Bu süreçte Şam’a bağlı güçlerin Halep’teki iki Kürt mahallesine saldırı düzenlemesi ve DSG’den Fırat’ın batısındaki bölgelerden çekilme talebi, çatışmaların Deyr Hafir ve Tabka başta olmak üzere birçok noktaya yayılmasına yol açtı.
Son olarak Ahmed Şara, Şam’da Mazlum Abdi ile 14 maddeden oluşan yeni bir anlaşma imzaladıklarını duyurdu. Şam yönetimi bu adımı, Suriye’nin yeniden birleşmesi yönünde önemli bir gelişme olarak değerlendiriyor. Buna karşın, Haseke gibi Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde güvenlik denetimlerinin nasıl yürütüleceği, yerel yönetimlerin geleceği ve farklı toplulukların haklarının nasıl güvence altına alınacağı gibi başlıklar henüz netlik kazanmış değil.
Share this content:



Yorum gönder