DEM PARTİ’DEN HALEP AÇIKLAMASI: “ŞÊX MEQSUD VE EŞREFİYÊ’YE YÖNELİK SALDIRILAR İNSANLIK SUÇUDUR”
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Halep’in Şêx Meqsud ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılara ilişkin düzenledikleri basın toplantısında, yaşananları “açık bir insanlık suçu” olarak nitelendirdi. Eş genel başkanlar, uluslararası toplumu ve Türkiye’yi sorumluluk almaya çağırdı.
Basın toplantısında konuşan Tülay Hatimoğulları, günlerdir Halep’te özellikle Kürtlerin yaşadığı Şêx Meqsud ve Eşrefiyê mahallelerinin ağır saldırılar altında olduğunu belirterek, bunun yalnızca iki mahalleyi değil, Suriye’nin demokratik ve çoğulcu geleceğini hedef aldığını söyledi. Rejimin sıkça dile getirdiği mutabakatların, atılan her bombayla fiilen ihlal edildiğini ifade eden Hatimoğulları, sivil yerleşimlerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Saldırıların IŞİD sembolleri ve nefret söylemleri eşliğinde yürütüldüğünü dile getiren Hatimoğulları, özellikle kadınlara yönelik vahşetin insanlık vicdanını yaraladığını söyledi. Bu saldırıların yalnızca Kürtlere değil, tüm insanlığa yöneldiğini belirten Hatimoğulları, başta kadınlar olmak üzere herkesi güçlü bir şekilde ses çıkarmaya çağırdı.
“Bu direniş Suriye’nin demokratik geleceğinin direnişidir” diyen Hatimoğulları, Şêx Meqsud ve Eşrefiyê’nin birlikte yaşam iradesini ve Suriye’nin toplumsal çeşitliliğini savunduğunu ifade etti. Uluslararası toplumun Halep’in yeni bir insani felakete sürüklenmesine sessiz kalmaması gerektiğini belirten Hatimoğulları, sessizliğin suça ortak olmak anlamına geldiğini söyledi.
Saldırıların amacının Halep’i Kürtsüzleştirmek olduğunu savunan Hatimoğulları, bunun sadece Kürtlerin değil, bölgedeki tüm halkların itiraz etmesi gereken bir durum olduğunu dile getirdi. Kürt düşmanlığının siyasete dönüştürülmesini eleştiren Hatimoğulları, barışın nefret diliyle inşa edilemeyeceğini vurguladı.
Halep’in bugün bir “insanlık sınavı” olduğunu söyleyen Hatimoğulları, DEM Parti olarak Suriye halklarının eşit, özgür ve onurlu bir barış içinde yaşayacağı demokratik bir gelecekten yana olduklarını belirtti. Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin, Hristiyanların ve diğer tüm toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınmadığı bir Suriye’nin huzur bulamayacağını ifade etti.
Türkiye’ye de çağrıda bulunan Hatimoğulları, özellikle Milli Savunma Bakanlığı’nı gerilimi artıran söylemlerden vazgeçmeye davet etti. Türkiye’nin Suriye’de çatışmanın değil, diyalog ve çözümün tarafı olması gerektiğini belirten Hatimoğulları, mevcut ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, yerinden edilen sivillerin evlerine dönmesi ve yerel halkın iradesinin tanınması gerektiğini söyledi.
Basın toplantısında konuşan Tuncer Bakırhan ise Halep’te yaşananların sıradan bir çatışma değil, “insanlık vicdanını hedef alan katliamcı bir kuşatma” olduğunu ifade etti. Ağır silahlarla mahallelerin bombalanmasının, hastanelerin ve çocukların hedef alınmasının hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını belirtti.
Kış koşullarında on binlerce sivilin su, elektrik ve temel sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığını söyleyen Bakırhan, bunun planlı ve bilinçli bir yok sayma politikası olduğunu dile getirdi. Rejimin daha önce varılan anlaşmaları hiçe sayarak saldırıları sürdürmesinin, yalnızca Halep’e değil Suriye’nin geleceğine karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurguladı.
Çözümün diyalog ve müzakereden geçtiğini ifade eden Bakırhan, askeri yöntemlerin terk edilmesi, insani yardım koridorlarının açılması ve yerel halkın iradesinin tanınması çağrısında bulundu. Halep’te varılan ateşkesin tüm Suriye için kalıcı bir barışın başlangıcı olmasını temenni eden Bakırhan, yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diledi.
Share this content:



Yorum gönder