KARASU: ÖZGÜRLÜK, HUKUK VE DEMOKRASİ OLMADAN BARIŞ OLMAZ

KARASU: ÖZGÜRLÜK, HUKUK VE DEMOKRASİ OLMADAN BARIŞ OLMAZ

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerleyebilmesi için devletin somut hukuki ve siyasi adımlar atması gerektiğini belirten KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, özgürlük, hukuk ve demokrasi sağlanmadan kalıcı barışın mümkün olmayacağını söyledi. Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün önünün açılması ve özgür çalışma koşullarının oluşturulmasının ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Karasu, “Önder Apo özgür çalışır hale gelmeden, fiziki özgürlüğünün önü açılmadan bu sürecin gelişmesi mümkün değil” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber’de yayımlanan özel programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci üçüncü yılına girerken Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü, umut hakkının uygulanması ve siyasi tutsakların serbest bırakılması gibi konularda henüz adım atılmadığına dikkat çeken Karasu, Kürt Özgürlük Hareketi’nin sürecin ilerlemesi için üzerine düşeni yaptığını, ancak devletin gerekli hukuki ve siyasi adımları atmadığını ifade etti.

Önder Apo’nun özgür çalışma koşullarının oluşturulmasının artık ertelenemeyeceğini belirten Karasu, bu koşullar sağlanmadan sürecin ilerlemesinin mümkün olmadığını dile getirdi.

Yıllardır savaşın ve çatışmalı sürecin ağır sonuçlarını yaşayan Barış Annelerinin, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü ve cezaevlerindeki tutsakların serbest bırakılması talebiyle başlattığı nöbet eylemine de değinen Karasu, annelerin eyleminin yalnızca bir grup kadının talebi olmadığını söyledi. Karasu, acıyı, kayıpları ve mücadelenin yükünü taşıyan annelerin bu eyleminin Kürt toplumunun barış ve özgürlük talebini yansıttığını belirtti.

Türkiye’nin demokratikleşmesinin Kürt sorununun çözümünden ayrı ele alınamayacağını vurgulayan Karasu, mevcut cumhuriyetin demokratik bir niteliğe kavuşması gerektiğini ifade etti. Demokratik Cumhuriyet’in yalnızca Kürtlerin değil; Alevilerin, kadınların, emekçilerin ve toplumun bütün kesimlerinin sorunlarına çözüm üretmesi gerektiğini söyleyen Karasu, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü ile yerel demokrasinin önemine dikkat çekti.

2014 yılında DAİŞ’in Şengal’e yönelik saldırıları sırasında soykırım tehdidiyle karşı karşıya kalan Êzidî halkı ile Irak devleti arasında imzalanan entegrasyon anlaşmasını da değerlendiren Karasu, YBŞ’nin Irak ordusuna yerel bir güç olarak entegre edilmesini önemli bir gelişme olarak nitelendirdi. Ancak askeri entegrasyonun tek başına yeterli olmayacağını belirten Karasu, Êzidîlerin kendi idari ve siyasi kurumlarına, yerel demokrasiye ve özgün örgütlenme yapılarına sahip olması gerektiğini vurguladı.

‘ÖNDER APO OLMADAN KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ MÜMKÜN DEĞİL’

Devlet Bahçeli’nin çağrısının üzerinden iki yıl geçtiğini, ancak umut hakkına ilişkin verilen sözün hâlâ yerine getirilmediğini belirten Karasu, çağrının doğrudan Abdullah Öcalan’a yapıldığını söyledi.

Bahçeli’nin de hükümetin de Kürt sorununun Öcalan olmadan çözülemeyeceğini bildiğini ifade eden Karasu, bu nedenle çağrının Öcalan’a yöneltildiğini belirtti. Karasu, Bahçeli’nin Öcalan’a Meclis’e gelerek konuşma ve örgütün feshedilmesini sağlama çağrısı yaptığını, bunun gerçekleşmesi halinde umut hakkından yararlanabileceğini söylediğini hatırlattı.

Son iki yılda çeşitli tartışma ve görüşmelerin yürütüldüğünü, bazı adımların atıldığını belirten Karasu; çatışmasızlığın sağlanması, örgütün kendini feshetmesi, Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sona erdirilmesi, silah bırakma ve Türkiye’deki askeri güçlerin ülke sınırları dışına çıkması gibi gelişmelere işaret etti. Karasu, bütün bu adımların 50 ve 100 yıllık Kürt sorunundan kaynaklanan çatışmalı sürecin sona erdirilmesiyle ilgili olduğunu söyledi.

Özgürlük Hareketi’nin önderine çağrı yapıldıktan ve kendisinden önemli adımlar atması istendikten sonra, Öcalan’a verilen sözlerin yerine getirilmemesinin kabul edilemez olduğunu belirten Karasu, umut hakkının bu sözlerin başında geldiğini ifade etti.

Kürt halkının ve hareketin Öcalan’ı başmüzakereci olarak gördüğünü söyleyen Karasu, Öcalan’la yapılan görüşmelerin kapalı ve gizli yürütülmekten çıkarılması, rolünün açık biçimde ortaya konulması gerektiğini dile getirdi. Öcalan’ın sorunun muhatabı ve başmüzakerecisi olarak görüşmeleri yürütmesi gerektiğini belirten Karasu, artık pratik adımların atılması gereken bir aşamaya gelindiğini söyledi.

‘ÖNDER APO’NUN ÖZGÜR ÇALIŞMA KOŞULLARI OLUŞTURULMALI’

Sürecin ilerlemesi için hem Kürt Özgürlük Hareketi’nin hem de Türk devletinin önemli adımlar atması gerektiğini ifade eden Karasu, Öcalan’ın özgür olmamasının ve özgür çalışamamasının sürecin gelişmesini engelleyeceğini söyledi.

Karasu, müzakere ve çözüm sürecinin doğası gereği sorunun muhatabıyla açık biçimde görüşülmesi gerektiğini belirterek, Öcalan’ın konumunun ve statüsünün belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Artık sorunun muhatabıyla konuşulduğunun ve çözüm arandığının açıkça ortaya konulması gerektiğini dile getirdi.

Devlet Bahçeli’nin umut hakkının uygulanacağı yönünde söz verdiğini hatırlatan Karasu, bu hakkın uygulanması için sürecin belirli bir aşamaya gelmesinin beklenmesine gerek olmadığını söyledi. Karasu, umut hakkının hemen uygulanabileceğini ve bunun iktidarın tasarrufunda bulunduğunu ifade etti.

Öcalan’ın 28 yıldır cezaevinde olduğunu belirten Karasu, hükümetin veya iktidarın bu konuda karar alabileceğini kaydetti.

‘ÇATIŞMASIZLIK NEGATİF BARIŞTIR, POZİTİF BARIŞ HUKUKİ ADIMLAR GEREKTİRİR’

Çatışmasızlığın sağlanmasının negatif barış anlamına geldiğini belirten Karasu, pozitif barışın ise sorunun bütünüyle çözülmesini ve geçmişte yaşanan sorunların yeniden ortaya çıkmaması için gerekli hukuki ve yasal adımların atılmasını gerektirdiğini söyledi.

Bu süreçte Öcalan’ın özgürleşmesinin de gerekli olduğunu vurgulayan Karasu, bu konuda adım atılmamasının yalnızca sürecin ilerlemesini engellemekle kalmayacağını ifade etti. Karasu’ya göre bu durum, sürecin toplum nezdindeki inandırıcılığını zayıflatacak ve farklı toplumsal kesimlerin sürece yönelik yaklaşımında olumsuzluklara yol açacak.

Devletin ve iktidarın bu sonuçları dikkate alması gerektiğini belirten Karasu, özgürlük, hukuk ve demokrasi alanlarında somut adımlar atılmadan kalıcı barışın sağlanamayacağını vurguladı.

Share this content:

Yorum gönder