BESÊ HOZAT: SÜRECİN İLERLEMESİ İÇİN ÖNDER APO’NUN STATÜSÜ RESMİLEŞMELİ
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde devletin somut adımlar atmaması nedeniyle bir “durma ve donma hali” yaşandığını söyledi. Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin durdurulması ve güçlerin Türkiye sınırları dışına çekilmesi gibi adımlar attıklarını belirten Hozat, sürecin ilerlemesi için Önder Apo’nun özgürlük koşullarının sağlanması ve statüsünün resmileştirilmesi gerektiğini vurguladı. Hozat ayrıca kadın özgürlük mücadelesi ve Kürtlerin demokratik ulusal birliği üzerine değerlendirmelerde bulundu.
BÊRÎTAN’IN DİRENİŞİ KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNE YÖN VERDİ
25 Ekim’in, Kürt özgürlük mücadelesinin ve kadın direniş çizgisinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan Bêrîtan-Gülnaz Karataş’ın şehadetinin 34’üncü yıl dönümü olduğunu hatırlatan Hozat, Bêrîtan ve Ekim ayı şehitleri şahsında tüm devrim ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri andı.
Bêrîtan’ın kadın özgürlük mücadelesi ve Kürt özgürlük hareketi açısından önemli bir sembol olduğunu belirten Hozat, onun duruşunun kadınların örgütlenmesi, savunma yapılarının gelişmesi ve kadın mücadelesinin Kürdistan’a ve bölgeye yayılması üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Hozat, Bêrîtan’ın teslimiyetçi ve iş birlikçi olarak nitelendirdiği tutumlara karşı gösterdiği direnişin, özellikle Başûr Kürdistan’da kadınlar ve toplum üzerinde güçlü bir etki yarattığını söyledi.
Hozat, Bêrîtan’ın direniş çizgisinin zamanla bir kültüre ve geleneğe dönüştüğünü belirterek, bu çizginin Kürt toplumunda demokratikleşme, özgürlük, eşitlik ve farklı halklarla ve inançlarla ortak yaşam anlayışının gelişmesine katkı sunduğunu savundu. Sara, Bêrîtan, Zîlan, Sema, Gulan, Viyan ve Şîlan gibi isimlerin bu direniş çizgisinin farklı dönemlerdeki temsilcileri olduğunu dile getirdi.
DEMOKRATİK KÜRT BİRLİĞİNİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ KÜRT KADINLARI YAPMALI
Bêrîtan’ın anısına verilecek en anlamlı yanıtın özgürlük mücadelesini güçlendirmek ve örgütlü bir toplumsal yapıya dönüştürmek olduğunu belirten Hozat, Kürt kadınlarının kendi iç birliklerini demokratik ve özgürlükçü ilkeler temelinde sağlamaları gerektiğini söyledi.
Hozat, Kürt kadınlarının demokratik Kürt birliğinin kurulmasına öncülük etmesi gerektiğini belirterek, örgütlenmenin, öz savunmanın ve ortak mücadelenin önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın yalnızca kadınların birliğini değil, demokratik Kürt birliğini de güçlendirebileceğini ifade etti.
KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ÇAĞRISI
Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel saldırılardan ibaret olmadığını söyleyen Hozat, psikolojik ve ekonomik şiddetin de kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar arasında bulunduğunu belirtti. Erkek egemen ve cinsiyetçi kültürün yaşamın farklı alanlarına yayıldığını savunan Hozat, bunun medyaya, sanata, siyasete ve ekonomiye yansıdığını ifade etti.
Kadınların dünya genelinde bilinçlenme, örgütlenme ve dayanışma alanlarında önemli bir mücadele yürüttüğünü belirten Hozat, buna rağmen mevcut çabaların yeterli olmadığını söyledi. Kadınların yaşamın her alanında örgütlülüklerini ve öz savunma kapasitelerini güçlendirmeleri gerektiğini vurguladı.
Hozat, kadınların ortak ve örgütlü mücadelesinin erkek egemen sistemin etkisini zayıflatabileceğini, kadınların eğitiminin, örgütlenmesinin ve dayanışmasının cinsiyetçi kültürün aşılmasına katkı sunabileceğini dile getirdi. Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasını ise kendi değerlendirmesinde, erkek egemen sistemin ve kapitalist modernitenin yaşadığı krizle ilişkilendirdi. Kürdistan’da kadınlara yönelik bazı katliamların devlet politikalarının bir parçası olarak gerçekleştiğini de ileri sürdü.
“SÜREÇTE BİR DURMA VE DONMA HALİ VAR”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin son iki yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hozat, Kürt Özgürlük Hareketi’nin önemli adımlar attığını söyledi. Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin durdurulduğunu, Türkiye sınırları içindeki gerilla güçlerinin ve şehirlerdeki birimlerin çekildiğini, bazı mağaraların da boşaltıldığını belirtti.
Hozat, bu adımların sürece yönelik kararlılıklarının göstergesi olduğunu ifade ederken devletin demokratikleşme, siyasi ve hukuki düzenlemeler konusunda aynı ölçüde adım atmadığını savundu. Sürecin tamamen tıkandığını söylemek için erken olabileceğini belirten Hozat, mevcut durumu “durma ve donma hali” olarak tanımladı.
Devletin demokratik siyaset için gerekli hukuki zemini oluşturmadığını ve Önder Apo üzerindeki tecridin ortadan kalkmadığını söyleyen Hozat, PKK’nin fesih kongresinde alınan kararların hayata geçirilebilmesi için Önder Apo’nun süreci özgürce yürütebilmesi gerektiğini belirtti. Hozat’a göre bunun için siyasi ve hukuki düzenlemelerin yapılması ve demokratik siyaset yürütülebilecek koşulların oluşturulması gerekiyor.
“SİLAHLARIN BIRAKILMASI TARTIŞMALARININ YERİNE DEVLETİN ADIMLARINA BAKILMALI”
Metîna’daki mağaraların boşaltılmasına ilişkin açıklamalar ve Xakurkê, Xinêre ile Garê bölgelerinde yaşandığı ileri sürülen gelişmeler hakkında da konuşan Hozat, bu tür haber ve tartışmaları “özel savaş gündemleri” olarak nitelendirdi. Devletin gerekli adımları atmak yerine farklı gündemler oluşturarak zaman kazanmaya çalıştığını ileri sürdü.
Hozat, Önder Apo’nun özgürlük koşullarının sağlanması ve demokratik siyaset için gerekli siyasi ve hukuki zeminin oluşturulması halinde silahlı mücadelenin sona erdirilmesine ilişkin sürecin ilerleyebileceğini savundu. Hozat, tartışmaların tek tek bölgelerdeki gelişmelere odaklanması yerine devletin somut adım atıp atmadığına bakılması gerektiğini söyledi.
“ÖNDER APO’NUN STATÜSÜ RESMİLEŞMEDEN SÜREÇ İLERLEYEMEZ”
Mehmet Uçum’un Önder Apo’nun rolü ve hukuki statüsüne ilişkin değerlendirmelerini de eleştiren Hozat, Uçum’un devlet içindeki çözümsüzlük ve savaş politikalarında ısrar eden bir çizgiyi temsil ettiğini öne sürdü.
Önder Apo’nun özgürlüğünün Kürt sorununun demokratik çözümüyle doğrudan bağlantılı olduğunu savunan Hozat, onun özgürlük koşullarının sağlanması ve statüsünün resmileştirilmesinin sürecin ilerlemesi açısından belirleyici olduğunu söyledi.
Hozat, Önder Apo’nun resmî bir muhatap olarak kabul edilmemesinin devletin Kürt sorununa yaklaşımını da gösterdiğini ileri sürdü. Sürecin başarılı biçimde ilerleyebilmesi için Önder Apo’nun statüsünün resmileştirilmesi ve süreci özgürce yürütebilmesi gerektiğini belirten Hozat, bu koşullar sağlanmadığı takdirde sürecin başarıya ulaşmasının mümkün olmayacağını savundu.
Share this content:



Yorum gönder